top of page

AKP, Basına Parmak Salladı

  • Yazarın fotoğrafı: Emin Varol
    Emin Varol
  • 30 Nis
  • 3 dakikada okunur

Emin Varol/Ankara


AKP meclis grup toplantıları, “tarihi” Senato Salonu’nda yapılır.


12 Eylül askeri darbesine kadar TBMM; ABD’de olduğu gibi, milletvekillerinden oluşan “Millet Meclisi” ve senatörlerin görev yaptığı “Senato” gibi çift meclisli sistemle yönetilirdi.


Askeri darbeden sonra “çift meclis”, “tek”e indirildi. “Okumuşların meclisi” olarak bilinen Senato kaldırıldı.


Senato’dan geriye, salonu kaldı.


Bu salonu 25 seneden bu yana AKP kullanıyor. Haftalık grup toplantılarını burada yapıyor.

Senato’nun son günlerine ben de yetiştim.


Meslekteki ilk yıllarımdı. Askeri darbe ile ortadan kaldırılmadan önce yasa tasarılarının görüşmelerini buradan izledim.


Senato Salonu’nun, “ağır” bir havası vardı.  Kendimizi sanki bir “mabede” girer gibi hisseder, fısıltı halinde konuşmaya başlardık.


Salonu’nun en görkemli yeri basın locasıydı.


Burası Senatörleri birkaç metre yüksekten gören yarım daire şeklinde yapılmış bir balkondur. Basına ayrılan bu bölümün kendine göre yazılı olmayan “meslek etiği” açısından kuralları vardı. 


Bu bölüme, Parlamento Muhabirlerinin dışında hiç kimse, “misafir”, “seyirci” ve “partili” alınmazdı.


Parlamento Muhabiri Derneği Üyesi (PMD) olmayan gazeteciler, Meclis’te çalışamazdı.

Basın Locasından siyasetçiler alkışlanmazdı. 


Bir Parlamento Muhabiri, övgüsünü veya tepkisini ancak, yazacağı habere yansıtırdı.



Ziyaretçi tribünleri…


Senato Salonu’ndaki misafir tribünleri, Senato çalışmalarını izlemek için gelen ziyaretçiler tarafından kullanılırdı.


Ancak, misafir tribünlerinin de yerleşmiş kuralları vardı.


Ziyaretçiler, senatörleri alkışlayamazdı. Senatonun saygınlığına aykırı hareket edemezlerdi.

Tribünlerinden laf atma, bağırma, tezahürat yapma ve pankart açma yasaktı. 



Bu tarihi salon, miting alanı haline geldi



Eski Senato Salonu’ndan eser kalmadı.


Bu “tarihi” salon, AKP tarafından miting alanı gibi kullanılıyor artık. Tüm kurallar yok edildi.


Bugünlerde, Türk siyasi yaşamına damga vuran bu “tarihi” salonun, “geçmişi ve saygınlığı” ile uyuşmayan olaylar yaşanıyor.


Grup günlerinde, yarı beline kadar tribünlerden sarkan partililer, slogan atmaya, marşlar söylemeye saatlerce önce başlıyor.


Pankartların açıldığı eski Senato Salonu’ndaki tribünlerden “el salla, el salla” diye milletvekilleri selamlanıyor. Kurandan ayetler okunuyor, ilahiler söyleniyor, şiirler yükseliyor.


Salonun duvarlarına muhalefet aleyhine hazırlanan görüntülerle propaganda yapılıyor.



Basın locası da işgal edildi



Size tarihçesini anlattığım eski Senato, yeni AKP grup salonunda basın locası da AKP’liler tarafından işgal edildi.


Bu işgali ben de yaşadım.


Dünkü grup toplantısında manzara şuydu.


Erdoğan gelmeden önce, ziyaretçi tribünleri ağzına kadar dolmuştu. Salondan, sloganlar, marşlar, şarkılar, tezahüratlar yükseliyordu.


AKP grup yöneticilerinin bilgisi dahilinde, parlamento muhabirlerinin görev yaptığı bölüme de partililer yerleştirilmişti.


Basın locasında adım atacak yer yoktu. Partili gençler, milletvekili danışmanları ile birlikte slogan atıyordu.


AKP genel başkanı Erdoğan’ı değil duymak görmek bile mümkün değildi.


Kendime, ayakta duracak bir yer ararken, bu bölümden sorumlu polis memuru, yakamda takılı olmasına rağmen “parlamento kartımı” sordu.


Kartımı gösterirken kendisine, gazetecilerden başkasının alınmadığı locanın halini gösterdim ve “bana, gördüğün halde yaka kartımı soruyorsun. Ama, bunlara niye bir şey demiyorsun. Biz, nasıl görev yapacağız” diye sordum.


Polis memurunun beni dinlemediği anlaşılıyordu. Yakamdaki kartı göstererek ”yarısı cebin içinde kalmış. Kartın tamamını dışarı çıkarın” diye uyardı.


Ben de kendisine, “tamam ama sen de bunları basın bölümünden dışarı çıkar” cevabını verdim.



Ve AKP Genel Başkanı Erdoğan’ı dinlemeye başladım.


“basın özgürlüğü”nden bahsediyordu.


Ana muhalefeti basın üzerinden eleştiriyor ve “basına parmak sallayanlardan, basın mensuplarını küstahça tehdit edenlerden” olmadıklarını iddia ediyordu.


25 yıldan bu yana tanıdığımız Erdoğan konuşmasına, "Bizim gerilim siyasetiyle işimiz olmaz. Bizim ülkeyi kutuplaştıran polemiklerle işimiz olmaz.” diye devam etti…


Bu sözleri, basın locasına yerleştirilen partililerin sloganları ile kesildi. Gazeteciler, Erdoğan’ı duyamadıklarını ve not alamadıklarını hatırlatarak, görevlerini yapamadıklarını söyledi.


Görevli polisler partililere değil, gazetecilere müdahale diyordu. AKP’li gençler ve milletvekili danışmanları, "Gençlik burada, reisinin yanında" sloganları atmaya devam etti.


Üstelik, Erdoğan’ın aksine, gazetecileri parmak sallayarak uyardılar ve "Reis konuşuyor, dinlemeyecek miyiz, burada olmayacak mıyız? Sesini kes, gürültü yapıyorsun, reis konuşuyor" diyerek terslediler.


Gerilim, büyümeden önlendi.


AKP’liler, grup toplantısının sonuna kadar basın locasını işgal etti. Bu işgallerin devam etmemesi için önlem alınması gerekiyor.


Senato’dan AKP’ye, nereden nereye…

 

 

Yorumlar


Copyright©
bottom of page