Türkiye, Şam yönetimine üç şart sundu
- Varol Report
- 1 Şub
- 2 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 2 Şub

Türkiye, Suriye’de sürdürdüğü askerî varlığın sona erdirilmesine ilişkin tutumunu netleştirerek Şam yönetimine üç temel şart iletti. Güvenlik kaynaklarına dayandırılan bilgilere göre, bu koşulların yerine getirilmesi hâlinde Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) Suriye’de kalmasına gerek kalmayacak.
Suriye’de SDG ile Şam yönetimi arasında imzalanan son mutabakatın ardından, TSK’nın kontrol ettiği bölgelerden çekildiğine dair iddialar gündeme gelmişti. Ancak Milli Savunma Bakanlığı, bu iddiaları kesin bir dille yalanlamıştı. SDG ile Suriye hükümeti arasındaki anlaşmazlığın mutabakatla çözülmesi sonrası gözler, Türkiye’nin Suriye’den çekilip çekilmeyeceğine ve bunun hangi şartlarda gerçekleşeceğine çevrildi.
İktidara yakınlığıyla bilinen Türkiye gazetesinin güvenlik kaynaklarına dayandırdığı habere göre, Türkiye’nin Suriye’den çekilme koşulları uzun süredir değişmeden korunuyor. Buna göre üç temel şart öne çıkıyor: Suriye genelinde devlet otoritesinin tam anlamıyla tesis edilmesi, Türkiye sınırlarının güvenliğinin kalıcı şekilde sağlanması ve sınır ötesinden kaynaklanan terör tehdidinin tamamen ortadan kaldırılması. Bu üç koşulun karşılanması hâlinde, TSK’nın Suriye’deki askerî varlığını sonlandırmaya hazır olduğu ifade ediliyor.
Türkiye: “Entegrasyon Bireysel Olacak”
Suriye’nin kuzeyindeki silahlı yapılarla ilgili değerlendirmelerde, Arap aşiret unsurlarının büyük ölçüde SDG’den ayrıldığı, sahada ağırlıklı olarak YPG unsurlarının kaldığı belirtiliyor. Güvenlik kaynakları, SDG’nin kendisini feshetmesi gerektiğini vurgularken, entegrasyonun bireysel düzeyde ve “tek devlet, tek ordu” anlayışıyla yürütülmesinin hedeflendiğini aktarıyor. Terör eylemlerine karışmamış kişilerin bu süreçte kabul edilebileceği, ancak silahlı yapıların varlığını sürdürmesinin güvenlik riski oluşturduğu dile getiriliyor.
10 Mart ve 18 Ocak Mutabakatları
10 Mart’ta imzalanan mutabakatın entegrasyonu amaçladığı ancak sahada tam olarak uygulanamadığı belirtilirken, sürenin dolmasının ardından Suriye yönetiminin kamu düzeni ve vatandaş güvenliği gerekçesiyle operasyonlara yöneldiği ifade ediliyor. 18 Ocak’ta yapılan ikinci anlaşmanın ise sahadaki askerî dengeler nedeniyle daha ağır şartlar içerdiği ve bu süreçte Şam yönetiminin elinin güçlendiği değerlendirmesi yapılıyor.
Afrin örneği
Türkiye’nin harekât bölgelerinde, idari ve güvenlik sorumluluklarının kademeli biçimde Suriye makamlarına devredildiği aktarılıyor. Afrin’de yerel güvenliğin Suriye yönetimine bırakıldığı, geçici görevde bulunan Türk polis ve jandarma personelinin görevlerini tamamlayarak geri döndüğü ifade edilirken, TSK unsurlarının üs bölgelerinde konuşlu olarak varlığını sürdürdüğü belirtiliyor.








Yorumlar