top of page
  • Writer's pictureEmin Varol

AP Türkiye Raportörü Amor’dan, AKP’ye sert eleştiriler




  • Erdoğan’ın dili, ilişkileri zedeliyor.

  • Bir Tweet atanı, terörist ilan ediyorsunuz.

  • Kemalistleri attınız, Fethullahçıları soktunuz.

  • Otoriter baskı sistemi, demokrasiyi engelliyor.

  • Anayasa Mahkemesi ile Yargıtay arasındaki çekişme çok komik.

  • Gökkuşağı (LGBT) bayrağı özgürlüğün bir parçasıdır.

  • AB yolunda siz de, biz de yorulduk.

  • AB bir ibadethanedir, bir Restoran değil.



2024 yılı bütçesi, bir milletvekilinin ölümü, çok sayıda küfürleşme, yumruklaşma, kürsü işgali gibi olaylara rağmen, tartışılamadan “jet hızıyla” kabul edildi.


Bunlar olup biterken, genel kurul salonunda yaşananları, bir çift göz dikkatle izliyordu.


Ütüsüz takım elbisesi ve büyük ayakkabılarıyla, Komiser Colombo’yu andıran bu tip, Meclis kulislerinde dolaşıyor, yaşananları izliyor ve yeni raporuna malzeme arıyordu.


Meclis olağan akışında, kimse onun farkında değildi. TV dizisindeki Colombo gibi o, bir polis dedektifi değil, demokrasi dedektifiydi sanki.


İşi, Türk Demokrasi’sini izlemek, “demokrasinin ibadethanesi” dediği Meclis’teki çalışmaları gözlemlemek, olup bitenleri Avrupa Parlamentosu’na rapor etmekti.


Yani, Raportördü.


Avrupa Parlamentosu tarafından, “Türkiye Raportörü” olarak görevlendirilmişti.

 

İspanyol Milletvekili Nacho Sanchez Amor, bütçe müzakerelerine rastlayan günlerde, Avrupa Birliği ile müzakereler için Meclis’teydi.

 

İki gün süren Türkiye - AB 80. Karma Parlamento Komisyon (KPK) toplantıları, bütçe müzakereleri ile yan yana salonlarda yapıldı.

 

AB tarafında katılım az, ilgi ise çok düşüktü.

 

KPK eş başkanı Çek milletvekili Sergey Lagodinsky, “niye az geldiniz” şeklindeki soruma, “karar vericiler burada” diye cevap vermesine rağmen, 25 kişilik AB heyetinden kendisi dahil sadece 6 milletvekili Ankara’ya gelmişti.


Bu nedenle müzakereler, soğuk ve sönük geçti.

 


Avrupa Birliği ile müzakereleri izleyen Türk Gazeteci ve Milletvekili sayısı da çok azdı. Brüksel’den kalma bir alışkanlıkla, iki gün boyunca bütçe müzakerelerinden ziyade, Avrupalı parlamenterlerin Türkiye hakkındaki görüşlerini dinlemeyi tercih ettim.

 

Bunları aktaracağım.


Ancak, 50 yıl önce başlayan AB ile müzakerelerinin yaşandığı salondan bazı notlar yazmak istiyorum.




Türkiye Raportörü NACHO, AKP’lileri çıldırttı


 

Türkiye Raportörü İspanyol Nacho Sanchez Amor yine müzakerelere damgasını vurdu. Eş Başkan Sergey Lagodinsky ile iki gün boyunca, “iyi polis-kötü polis” rolünü oynadı.


Türkiye hakkında daha yumuşak bir üslupla konuşan Sergey’in sık sık söz verdiği Sanchez Amor, kimsenin söylemeye cesaret edemediklerini, yani ağzına gelen her şeyi  biraz da kızgın bir ifadeyle dile getirdi.


“Erdoğan’ın dili ilişkileri zedeliyor” diyerek Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan başlayan eleştirilerini sıraladı ve sivri dili ile AKP’lileri adeta çıldırttı.


Sanchez, Erdoğan’ı “otoriter” diye eleştirirken, AKP Milletvekilleri ya salonu terk  etti ya da ellerini iki yana açarak, “yapma” anlamında itiraz işaretleri yaptı.




Erdoğan ve Kurtulmuş kabul etmedi


 

Bu nedenle Cumhurbaşkanı Erdoğan ve TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş müzakerelerin sonunda Avrupa Parlamentosu heyetini kabul etmedi.


Sadece Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, heyetle bakanlıkta görüştü. Eski Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu da bir avrupa heyetiyle öğle yemeği yedi.





AB Bayrağı krizi yaşandı

 


80 toplantının yapıldığı salonda, Türk tarafının hazırladığı, eş başkanların arkasındaki görsel ilginçti. Bilinçli mi yapıldı, bilmiyorum. Ancak kırmızı renkli panoda, Mavi-Beyaz Avrupa Birliği Bayrağı hiç kullanılmamıştı.

 

Aksine, Türkiye eş başkanı İsmail Emrah Karayel’in arkasına Türk Bayrağı yerleştirilirken, AB eş başkanı Sergey Lagodinsky’nin arkasına Cami Minareleri konulmuştu.


Bu nedenle  Televizyon yayınlarında Karayel’in arkasında Türk Bayrağı, Lagodinsky’nin arkasında ise AB Bayrağı yerine minareler görünüyordu.

 

AB tarafı işin farkındaydı.


Müzakerelerin tamamlanmasından sonra iki eş başkan basın toplantısı için bir başka salona geçti. Ancak, orada da AB Bayrağı yoktu. Bunu farkeden Sergey Lagodinsky bu defa itiraz etti. Lagodinsky, toplantıyı başlatmayarak, AB Bayrağı bulunup getirilmesini istedi. 


Meclis protokolünde çalıştığını zannettiğim bir görevlinin hatayı kabul etmeyerek, “adam bayrak diye tutturdu” diye söylendiğini duydum. Görevliler tarafından bir AB Bayrağı bulunarak getirildikten ve Lagodinsky’nin arkasına konulduktan sonra kriz aşıldı.


AB heyeti basın toplantısından sonra Türkiye’den ayrıldı. Geriye ise Avrupa Parlamentosu’nun Türkiye Raportörü İspanyol Nacho Sanchez Amor’un eleştirileri kaldı.

 

Neler mi söyledi?




AB yolunda siz de, biz de yorulduk



  •  Biz, Demokratik ülkeler kulübüyüz. Bunun kısa yolu yok. Bize üye olmak için olgunlaşmış bir demokrasi haline gelmelisiniz. Bu seviyeye ulaştığınızda AB’ye üye olursunuz. Sizde, demokratik bir ülke olmak için siyasi irade yok, teşvik yok. AB’ye girmek için, tek yol demokrasidir.

  • Demokrasi ve insan hakları konusunda geriye gidişin yaşandığı tek ülke Türkiye. Siz, geçmişte bugünkünden daha iyi demokrasiler de yaşadınız. Burası TBMM, demokrasinin ibadethanesidir. Ama siz kürsüde konuşan milletvekillerini yargıladınız. Siyasi gündeminiz baskın bir şekilde İslamiyet. Avrupa’da dinin kamuda yeri yoktur.




AB bir restoran değil, girdikten sonra çıkamazsınız



  • Avrupa Birliği sürecinde yoruldunuz, yorgunsunuz. Biz de yorulduk. En önemli sorun, taraflar arasındaki güvensizlik. Aramızda yeniden güven tesis etmemiz lazım.

  • nAvrupa Birliği bir ibadethanedir. Bir restoran değildir. Girdikten sonra AB’den çıkamazsınız, atılamazsınız. İngiltere’de olduğu gibi Brexit- gönüllü olarak ayrılabilirsiniz. Macaristan AB ilkelerini ihlal ediyor. Ancak AB’den çık diyemiyoruz.




Erdoğan’ın dili ilişkileri zedeliyor



  • Cumhurbaşkanı Erdoğan Avrupa Birliği ile ilgili çok kötü şeyler söylüyor. Bu dil ilişkileri zehirliyor. Erdoğan’ın kullandığı dili, aynı tonda kullanan bir başka lider yok.

  • Erdoğan iç politikaya yönelik konuşuyor. Dış politikayı, iç siyasete malzeme olarak kullanırsanız, yurtdışındaki imajınıza zarar verirsiniz. Bu dostane bir hava yaratmıyor. Dünyada güvenilirliğinizi kaybediyorsunuz.




Bir Tweet atanı terörist ilan ediyorsunuz



  • İspanya’da, ‘Cumhurbaşkanı’na hakaret’ suçundan son  20 yılda beş dava açılmış. Ancak hiç kimse ceza almamış. Cumhurbaşkanı Erdoğan’a hakaretten, 100 binden fazla dava var

  • Bir öğrenci tweet attı diye terörist ilan ediyorsunuz. Böyle olunca ‘terörist’ kelimesinin içini boşaltmış oluyorsunuz. Ülkenizin yarısı ‘terörist’, diğer yarısı ise ‘egemenliğiniz için tehlike’. Bu durumda gerçek teröristler gizleniyor.




Kemalistleri attınız, Fethullahçıları soktunuz



  • Kemalist’lerden arındırdığınız kurumlara Fethullah Gülenci’leri soktunuz. Sivilleşme konusunda, askerin siviller üzerindeki etkisini azaltmak için Avrupa Birliği olarak size biz de yardım ettik. Sonra AKP, Fethullah Güleni devletin içine soktu. 15 Temmuz’dan bir gün sonra 15 bin Fethullahçıyı nasıl buldunuz? Çünkü siz yerleştirdiniz.



Otoriter baskı sistemi, demokrasiyi engelliyor



  • Otoriter baskı sistemi, bu kadar merkezileşmek, demokrasiyi engelliyor. Yürütmeyi hesap verir hale getirmeniz lazım. Volkswagen Türkiye’ye yatırım yapacaktı. Hukuki belirsizlikler nedeniyle bu yatırımdan vazgeçti. Yatırımcılara uygun bir hukuk sunmalısınız.

  • Yargı sistemi çok kötü bir durumda. Hakimlerin bağımsızlığı yok. CHP’nin Cumhurbaşkanı adayını belirlediği gün, İmamoğlu hakkında bir gecede 3 dava açıldı.



Anayasa Mahkemesi ile çekişme çok komik



  • Anayasa Mahkemesi ile Yargıtay arasındaki çekişme çok komik. Anayasa Mahkemesi kararlarına uyulmuyor. Yargıtay Anayasa Mahkemesi’ni şikayet ediyor. NATO üyeliğine itiraz ettiğiniz İsveç’te bir hakim, bakandan talimat alamaz. Şu kişiyi Türkiye’ye iade et diyemez.

  • Seçim sandığını halkın önüne koymak, demokrasinin olgunlaştığı anlamına gelmez. Bizim seçimleri izlememize izin verilmedi. Ancak propaganda döneminde muhalefete eşit haklar tanınmadı. 



Gökkuşağı (LGBT) bayrağı, özgürlüğün bir parçasıdır



  • Valiler gösterileri yasaklayabiliyor. Göstericiler, nasıl bir tehdit oluşturabilir anlamıyorum. Cumartesi annelerinin açıklama yapması, ülkeye nasıl bir tehdit oluşturabilir, bilmiyorum.

  • Gökkuşağı Bayrağının renkleri (LGBT renkleri) özgürlüğün bir parçasıdır. İnsanlar gökkuşağı bayrağını sallayabilmelidir.



İki gün boyunca, bütün bu söylenenler, her zaman olduğu gibi basın yayın kuruluşlarımızın çoğunda yer almadı.


Hükümete yakın “yandaş medya” denilen bazı medya organlarında ise “Meclis çatısı altında Türkiye’ye hakaret” başlığı ile yer bularak Avrupa Birliği suçlandı.

 

Nacho Sanchez Amor eleştirilerinde haklı mı dersiniz…



116 views0 comments

Recent Posts

See All

Comentários


Copyright©
bottom of page