top of page
  • Writer's pictureEmin Varol

Bir Maden İşçisinin Kaleminden; “Bodrum susuz kalabilir “



Maden ocaklarının ve termik santrallerin başkenti olan Muğla’da büyüdü.


Madenlerin Türkiye Kömür İşletmeleri (TKİ) eliyle işletildiği dönemde, Yeniköy Linyit İşletmesi’nde maden işçisi olarak çalışmaya başladı.


Daha sonraki yaşamı da işçi haklarını savunmakla geçti. Muğla yöresinde “Sarı Bareti” ile tanınıyor.



Madenlerin özelleştirilmesine karşı eylemler yaptı. Madenlerin kamu eliyle işletilmesini savunurken kendisini kapılara zincirledi.

Buradan Parlamento’ya girdi. Geçtiğimiz dönem, CHP’den Muğla Milletvekili seçildi.


TBMM’de işçinin sesi oldu. Üyesi olduğu Plan ve Bütçe Komisyonu’nda pankartlarla eylem yaptı. Bakanların önünü kesti, sokağın sesini aktardı. Muğla’nın sorunlarını Meclis’e taşıdı ve çözüm yolu aradı.


İşçi kökenli, TBMM 27. Dönem CHP Milletvekili Süleyman Girgin, bu seçimlerde listeye giremedi.


Ancak küsmedi, CHP ilçe kongrelerine katılarak sahada olmaya devam ediyor.


Süleyman Girgin, eski bir maden işçisi olarak, madenciliğin başkenti Muğla’daki, “vahşi madencilik” faaliyetleriyle de yakından ilgileniyor.


Bu konuda bir de rapor hazırladı.


Hazırladığı AKBELEN raporunu geçen hafta Ankara’ya götürdü. Seçimlerden sonra ilk kez ziyaret ettiği CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na verdi.


Dertleştiler…



Süleyman Girgin, maden işçisi olduğu için madenciliğe karşı değil. Ancak madenciliğin mutlaka kamu eliyle yapılmasını savunuyor, maden sahalarının özelleştirilmesine de karşı çıkıyor.


Muğla’daki Madenciliği anlatan rapor iki bölümden oluşuyor.


Madenler özelleştirmeden önce, özelleştirmeden sonra.


Muğla sınırları içindeki Yatağan, Yeniköy ve Kemerköy termik santralleri 1984 yılında Anavatan Partisi Genel Başkanı Merhum Turgut Özal döneminde kurulmaya başlandı.


AKP iktidarına kadar, santraller ve etrafındaki kömür havzaları kamunun kontrolü altındaydı. Devlet eliyle işletiliyordu.


Ta ki, AKP iktidarında kadar.


Özelleştirmenin mucidi Turgut Özal döneminde başlayan “satma harekâtı”, AKP iktidarı ile zirveye ulaştı.


Yatağan, Yeniköy ve Kemerköy termik santralleri ile santralleri besleyen kömür sahaları da, Erdoğan tarafından 2015 yılında özel sektöre satıldı.



“Madencilik kamu eliyle yapılmalıdır”



Türkiye Kömür İşletmeleri’nde (TKİ), yer altından kömür çıkararak hayata başlayan CHP Eski Muğla Milletvekili Süleyman Girgin, madenciliği “kadim bir zanaat” olarak tanımlıyor. Ancak, özel sektör madenciliğinin bu “kadim zanaata” zarar verdiğini de ekliyor.


Çünkü özel sektör madencilik yaparken; doğayı ve kültürel varlıkları korumuyor, işçi sağlığını önemsemiyor, ekolojik, çevresel ve beşeri dinamikleri göz önüne almıyor.


Özelleştirmeden sonraki süreçte yaşanan özel sektör madenciliğini, tek cümleyle özetliyor: “Bu ülkede madencilik KAMU eliyle yapılmalıdır”



“Zeytinlikler köylüye devredilsin”




Yatağan, Yeniköy ve Kemerköy termik santrallerinin ve kömür sahalarının devlet eliyle işletildiği dönemde, kömür üretimi tamamlanan alanların tekrar doldurularak zeytin, incir gibi ağaçlar dikilmek suretiyle tarımsal faaliyetlere devam edildiğini hatırlatan Girgin, raporunda şunları aktardı:


“Aynı politikaya devam edilerek, Kömür üretimi tamamlanan alanlara zeytin ağaçları dikilerek, parselasyonu yapıldıktan sonra bölgedeki köylüye ücretsiz verilmesi sağlanmalıdır. Zeytin alanları arttırıldıkça köylü için önemli bir geçim kaynağı oluşturacaktır.


Ayrıca, madencilik faaliyetleri dünyanın her yerinde olduğu gibi doğayı tahrip eden topoğrafyayı değiştiren bir faaliyettir. Madencilik yapacaksanız bu kaçınılmazdır.


Önemli olan madencilik faaliyeti sonrasında tahrip edilen topoğrafyanın nasıl terk edileceğidir. Rezervler tükendikten sonra, kazı yapılan alanlar rehabilite edilerek tekrar tarımsal amaçlı kullanıma ve ağaçlandırmaya uygun hale getirilmeli, yöre halkına ve ilgili kurumlara geri iade edilmelidir.


Ülkemiz madenciliğinin ihtiyacı; zeytin ağaçlarının sökülüp, ormanın kesilip, sınırlı rezerv alındıktan sonra, cürufun bölgeye kalacağı, ekosistemin alt üst olacağı, şirketin karını alıp gideceği, piyasacı günü kurtarma anlayışı değildir.”



“BODRUM susuz kalabilir”



Eski bir maden işçisi ve CHP Muğla Milletvekili olan Süleyman Girgin, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na sunduğu raporda, “vahşi madencilik” faaliyeti sonrasında, BODRUM’un susuz kalabileceğinden endişe ettiğini de anlatıyor.


“Akbelen ve Karacahisar sahalarının neredeyse %70'i tarım alanı ve önemli bir su havzasıdır. Bu faaliyetler sonucunda bölgedeki yeraltı sularının yok olma riski vardır. Bodrum ve çevresinin hem tarımsal hem içme suyu ihtiyacını karşılayan su kaynaklarının yok olmaması için gerekli çalışmalar yapılmalı, önlemler alınmalıdır.



Sekköy ve İkizköy kömür sahaları bitti



Yeniköy ve Kemerköy santralleri bir yılda, 9.250.000 ton kömür yakmaktadır. Bu yıldan itibaren Akbelen ve Karacahisar sahalarından kömür üretilmemesi halinde, Yeniköy ve Kemerköy termik santrallerinin kapatılması kaçınılmaz olacaktır.


Yeniköy ve Kemerköy termik santrallerinin kömür ihtiyacının karşılandığı Sekköy, İkizköy kömür sahaları bitti. Işıkdere ve Hüsamlar kömür sahaları da bitme noktasına geldi.


Akbelen sahasında 40 milyon ton, Karacahisar sahasında yaklaşık 90 milyon ton üretilebilir rezerv vardır. Buna göre yaklaşık 12-13 yıl sonunda bu rezervler bitecektir.”


Maden işçiliği, sendika başkanlığı, sokak eylemlerinden Meclis’e uzanan yolda geçen bir ömür.


CHP eski Muğla Milletvekili Süleyman Girgin’in, madencilik raporu her şeyi anlatıyor.


Bu gerçekler ışığı altında yetkililerin gerekli sağduyuyu göstermesini beklemek çok fazla olmaz diye düşünüyorum…




73 views0 comments

Recent Posts

See All

Comentarios


Copyright©
bottom of page