24 Mayıs’ta CHP’de neler yaşandı? Süreyya Öneş Derici Anlatıyor.
- Emin Varol

- 1 gün önce
- 5 dakikada okunur

24 Mayıs’ın üzerinden bir ay geçti.
Bir asırlık CHP’ye, böyle bir zulmü, 12 Eylül askeri darbecileri bile yaşatmadı.
Kemal Kılıçdaroğlu’nun isteği ile Atatürk’ün kurduğu partinin demir kapıları AFAD ekipleri tarafından kırıldı. Polisler biber gazı sıkarak CHP Genel Merkezi’ne girdi…
Tüm katları işgal etmeye başladı.
Güvenlik güçleri, katlar arasında ilerledikçe geri çekilen milletvekilleri, gidecek kat kalmayınca, 12. katta sıkıştı. CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in odasına sığındılar.
Polis ordusunun, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in odasına gelmesini beklediler.
Derici, tarihi anlara tanıklık etti
O “utanç” verici anları yaşayanlardan biri de CHP Muğla Milletvekili Süreyya Öneş Derici’ydi.
Derici, “genç” bir siyasetçi sayılır. 3 yıl önce siyasete girdi. Bürokrasiden emekli olduktan sonra, 2023 seçimlerinde CHP listesinden Muğla Milletvekili seçildi.
Kısa sürede CHP’nin en üst karar organı, Parti Meclisi Üyesi oldu.
Artık, 24 Mayıs 2026 tarihinde yaşanan o “tarihi anlara” tanıklık etmiş bir siyasetçiydi.
Sabaha karşı baskın yapılacağını haber aldık

Derici, CHP’nin “kara gününde” yaşananları, perde arkasını ve ekranlara yansımayan olayları, varolreport.com temsilcisi Emin Varol’a anlattı.
- CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in odasında neler yaşandı?
- Özgür Özel, CHP Mühürü’nü “geri almak üzere” kime emanet etti?
- Hangi Milletvekili, Özgür Özel’e hediye ettiği kalemliği geri aldı?
- Polis Genel Başkan Özel’in odasına gaz sıktı mı?
- Gaz maskeleri var mıydı?
- Savunmaya komuta eden Emekli Paşa kimdi?
- Polisler gelince “ağladılar” mı?
- Binayı terk ederken kimi alkışladılar?
- Genel Merkez baskınını hangi TV Kanalından canlı olarak izlediler?
- Odada kimler vardı…
Sabahın 7’sinde tuhaf görünümlü insanlar geldi

Bütün bu soruların yanıtını, CHP’li Derici’den dinledik.
Aradan bir ay geçmesine rağmen, yaşadığı travmayı üzerinden atamamıştı.
Derici’nin anlattığına göre;
Bir grup milletvekili 23 Mayıs’ı, 24 Mayıs’a bağlayan geceyi, Özgür Özel’le birlikte CHP genel Merkezi’nde geçirmişti.
24 Mayıs sabaha karşı polisin “müdahale edebileceği” haberini alınca bahçeye inmişlerdi.
Olayların başladığı anları ise şöyle aktardı:
“Sabahın 7’sinde, genel merkeze gelen tuhaf görünümlü insanları bizzat ben gördüm. Bunların partili olmasına imkan ve ihtimal yoktu. Kemal Beyi destekleyen milletvekilleri, bu insanlarla birlikte gelmişlerdi. Bir baskın edası ile genel merkeze girmeye kalktılar. Bu kabul edilemezdi.
Olaylar böyle başladı.”
Çok travmatik bir hikaye…
CHP Genel Merkezi’nin önündeki polisin kalabalıklığına dikkati çeken Derici, şöyle devam etti:
“Bir süre sonra Kemal Beyin ekibi, ‘orası boşaltılsın dediği’ için, genel merkezin demir bahçe kapısı kırıldı.
Depremde millete yetişemeyen AFAD bizim demir kapımızı kesti. En güvendiğimiz polis, barikat kuruyor, AFAD demir kapıyı kesiyordu.
Atatürk’ün partisine…
Bu kabul edilebilir bir şey değil. Bunlar çok travmatik hikayeler.”
Yankı Paşa, 4. katta savunma hattı oluşturdu

CHP Muğla Milletvekili, polisin demirden yapılmış bahçe kapısını kırdıktan sonra genel merkezde neler yaşandığını da şöyle aktardı:
“Polis biber gazıyla ve plastik mermi ateşleri ile genel merkezin içine girdiğinde, örgütümüz kendi polisine karşı durmaya çalıştı. Çocukların canı yandı.
Polis, biber gazı sıkmaya başladığında ben, parti meclis üyeleri ve milletvekillerinin bulunduğu 4. kata çıkıyordum. Polis genel merkezi kat, kat gazlamaya başlamıştı.
4. katta Emekli Amiral Yankı Bağcıoğlu Paşa vardı. “
CHP’nin gölge savunma bakanı olan emekli paşa, mavi vatan stratejisi ve askeri eğitim sistemi konusunda uzmandı.
Biber gazı saldırısına karşı alınacak önlemleri anlattı. Yankı Paşa, askeri tecrübesinde dayanarak milletvekillerine ne yapacaklarını nerede duracaklarını söylemeye başladı. Paşa, milletvekillerini “birlikte durun” diye uyarmayı da ihmal etmedi…
Yankı Paşa ve milletvekilleri geri çekilmeye başladı
Derici’nin anlattıklarına göre; Biber gazının tüm binaya yayılması üzerine kadın milletvekilleri 4. Katı terk ederek, 12 kata, Genel Başkan Özgür Özel’in makam odasına çıktılar. Her kat gazlandığı için merdivenlerden çıkmak zorunda kaldılar. Derici bu durumu, “Ama çok zordu. Çok üzücüydü” diye anlattı.
Olayları Halk TV’den izledik
Milletvekilleri, özel kalem müdürü ve çalışanlar dahil 15-20 kişi Genel Başkan Özgür Özel’in odasına sığınmışlardı.
Polisin biber gazından etkilenenler arasında CHP’nin kedisi “Zafer” de vardı. Odada bulunanlar gazdan etkilenen ve bir köşeye saklanan Zafer’le ilgileniyordu. Derici, “bir şey olmasın diye sürekli onunla ilgilendik” diye o ana ilişkin bu detayı da ekledi.

Genel başkanın odasında Halk TV açıktı.
Özgür Özel ve milletvekilleri, polisin binaya girişini, biber gazı sıkarak katları çıkışını, çalışanların direnişini canlı olarak izliyordu.
Herkes ağlamaklıydı…
Genel Başkanlık mühürü emanete alındı

Soru: Sayın Özgür Özel, sabaha karşı 02.46 da Genel Başkanlık Mühürünü size vermiş. O anı anlatır mısınız?
Derici: Şöyle oldu. Odadan çıkmadan önce, ‘hani bir şeyleri unuttuk mu?’ diye geriye dönüp odaya bakarken, masanın üzerinde benim hediye ettiğim kalemliği gördüm.
Unutulmasın diye kalemliği aldım.
Genel başkan da yanımdaydı.
Bana, ‘bu mühürü de sana veriyorum’ dedi. Çok hızlı gelişen bir olaydı. Düşünülüp tasarlanmış bir şey değildi.
Genel başkan, “bu mühürü en çok sen hak ediyorsun. Tekrar gelinceye kadar. Sana güveniyorum” dedi.
Bana çok değer verdiğini, güvendiğini biliyordum.

Ben de “tekrar gelinceye kadar. Bu bana emanettir. Muğla’ya götüreceğim” dedim ve genel başkanlık mühürünü aldım.
Çok duygusal bir andı.
Odadaki herkes ağlamaya başladı.
Mühürün üzerinde ‘CHP Özgür Özel’ yazıyor. Önemli olan o güne kadar kullandığı mühürün şu anda bende emanet olması….
Soru: Kapı kilitli miydi? Genel Başkan direnecek miydi?
Derici: “Hayır. Elbette CHP Genel Başkanı, devletin kendi polisine direnecek değildi. Odanın kapısına onu almaya geldiklerinde çıkacaktı… O nedenle odadaki herkes ağlamaklıydı.
Gaz maskelerini taktık, camları açtık

Soru: Biber gazına karşı tedbir aldınız mı, maske var mıydı?
Derici: Hepimizin maskesi vardı. Aşağı katlardan gelen gaz kokusu nedeniyle, nefes almakta güçlük çekiyorduk. Camları açtık. Maskeleri taktık.
Ama o kata ve genel başkana gaz sıkılmayacağını öngörüyorduk. Gerçi, binaya gazla girdiler ama odaya gaz sıkmadılar.
O anda CHP Genel Başkanı’nın dışarıya sürüklenmeyeceğini de ön görüyorduk.
Özel: Çıkıyoruz arkadaşlar
CHP Muğla Milletvekili Derici, polisin 12. kata geldiklerini korumalardan haber aldıklarını söyledi. “Kısa bir zamanda odadan çıkmamız gerekti” diye devam etti.
Polisin genel başkanlık katına gelmesi üzerine Özgür Özel’in ceketini giyerek direnmeden, “çıkıyoruz arkadaşlar’ dediğini ve birlikte çıktıklarını anlattı. Asansörün önünde onu alkışlarla uğurladıklarını da ekledi.
Vedalaşma olmadı. Çünkü yol arkadaşıyız
Özgür Özel, asansörün önünde, kadın milletvekillerine “siz önden inin. Ben arkadan geleceğim” dedi.
Derici bu anları “Ve bir şekilde oradan göz yaşları içinde çıktık” diye anlattı.
Neden ağladıklarını ise şöyle açıkladı:
“Çünkü tarihe, ülke demokrasisine vurulmuş bir darbe, çok kara bir gündü. Ve bunu “CHP tarihinin en kötü günü’ olarak tarih kitapları yazacak.
Buna sebep olanları kimsenin affedeceğini düşünmüyorum. Çok uzun süredir ülkede, demokrasi, adalet ve hukuk kelimelerinin içi boşaltıldı. Bütün bunları yaşamış olmamıza rağmen ben bugünü ‘varoluş mücadelesi’ olarak değerlendiriyorum.
Ben kazanacağımıza inanıyorum. Sahada da görüyorum. Özgür Özel’in arkasında büyük bir milli irade var. Ben bu ülkede demokrasinin galip geleceğine inanıyorum”
Soru: Meclis’e yürüme fikri ani bir karar mıydı?
Derici: Baba Ocağı gazlandıktan sonra bir şaşkınlık yaşadık. Hiçbirimiz Meclis’e yürüyeceğimizi bilmiyorduk. ‘Ne yapacağız’ diye sormaya başlamıştık. Sayın genel başkan bazen ani kararlar veriyor. ‘Arkadaşlar ben yürüyorum. Meclis’te görüşürüz’ dedi.
Hep beraber yürüdük.”
Ümit verici bir gündü

Derici, 24 Mayıs 2026 günü, CHP Genel Merkezi’nden yürüyüşe başladıklarında güneş açtığını, yolda yağmur ve dolu yağdığını, Meclis’e vardıklarında ise yeniden güneş açtığına dikkati çekti ve o günü “Çok duygusal, çok üzücü ama aynı zamanda ümit verici bir gündü” diye tarif etti.
“Türkiye Cumhuriyeti bütün bunları aşacak güce sahiptir. Keşke yaşamasaydık ama ben Türk Milleti’nin ferasetine çok güvenirim. Buradan çok daha güçlenerek çıkacağız.
Umarım daha güzel şeylere tanık oluruz.”



Yorumlar