Bahçeli'den ABD'nin Venezuela operasyonuna sert tepki
- Varol Report
- 6 days ago
- 7 min read

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, ABD'nin Venezuela'ya yönelik saldırısına sert tepki gösterdi.
Bahçeli, "21. yüzyılın ikinci çeyreğinin daha ikinci gününde tarihte belki de hiç tesadüf edilmeyen bir haydutluk, bir korsanlık, bir insan kaldırma, bir insan kaçırma vakası yaşanmıştır. Beyaz perdede ya da televizyonlarda izlediğimiz Karayip Korsanları filmi resmen ve alenen tüm dünyanın gözü önünde gerçekleşmiş, film seti Venezuela'nın başkenti Karakas'ta kurulmuştur." dedi.
SDG ve YPG'nin müzakere edilemez talepleri gündeme getirdiğini kaydeden Bahçeli, "SDG ve YPG'nin müzakere edilemez talepleri gündeme taşıması akıllara evvela uzlaşmadan kaçmak için mazeret ürettiğini getirmektedir. Bu yanlıştır." diye konuştu.
Partisinin grup toplantısında konuşan Bahçeli'nin açıklamalarından satır başları şöyle:
"Stratejik hedefimiz Süper Güç Türkiye’yi inşa etmek olmalıdır"
"21’inci yüzyılın ikinci çeyreğini Türkiye ve Türk milletinin lehine çevirmek mümkündür, bu istikametin rotasında kararlı adımların birbirini dengeli şekilde takip ve temini asıl olmalıdır. Türk ve Türkiye Yüzyılının bereket vadisinde muazzam gelişmelere imza atmak, ülkemizi ve milletimizi hayal ve hedeflerimizin mutena sınırlarına taşımak elimizde ve imkanlarımız içindedir. 21’inci yüzyılın ikinci çeyreği bizi 2053’e, yani İstanbul’un fethinin 600’üncü yıldönümüne götürecektir.
Bu tarihteki ulaşılabilir stratejik hedefimiz bugün atacağımız güçlü temellerle Süper Güç Türkiye’yi inşa etmek olmalıdır. Ayakları yere basan, analitik ve gerçekçi bir fikrin tezekkürüyle diyebilirim ki, yeni yüzyıl süper güçle taçlanmış bir Türkiye’ye gebedir. Bu kutlu doğumun gerçekleşmesi Türk milleti mucizesinin beşeriyeti sarmasına yol açacak; adalet, ahlâkiyet, insaniyet, merhamet, cesaret, hakkaniyet, fazilet, medeni kuvvet merkeziyetinden dünyanın saygı ve hayranlığı da kazanılmış olacaktır.
Söz konusu uzun soluklu süreç sancılı olabilir. Ağır sorun ve sıkıntıların gölgesi de üzerimize düşebilir. Velakin iman varsa imkan vardır diyerek, insan varsa eşrefi mahlukatın bacası tütüyor diyerek, zirveler kartalsız, coğrafyalar Bozkurtsuz, gönüller kızılelmasız olmaz diyerek yürüyeceğiz, yükseleceğiz, elhak muzafferliğin mührünü bu yüzyılın alnına vuracağız."
"Haydutluk, korsanlık, insan kaçırma vakası!"
"Esasen uluslararası hukuk uzun senelerdir çöp tenekesinin dibindedir. İkinci Dünya Savaşı’nı müteakip küresel emperyalizmin doymak bilmeyen kursağı ne hak tanımış ne hukuk bilmiştir.
İnsanlık tarihinin geneline ışıklar saldığımızda asker, silah ve teknoloji üstünü ülkelerin daha ceberut, daha tahakkümcü olduğunu sayısız misalle teyit ve teksif etmemiz mümkündür. Hukukun gücü yerine, güçlülerin hukukunun amir ve havi olması yeni bir durum değildir.
Bu nasıl olur demeyin, maalesef olmuştur, daha olacakların önü açıktır. İnsan hakları bilinmez bir yerdedir, meçhul bir zehirli mahzende kilit altındadır ve ölüme terk edilmiştir. Konuşmamın başından itibaren vurguladığım 21’inci yüzyılın ikinci çeyreğinin daha ikinci gününde tarihte belki de hiç tesadüf edilmeyen bir haydutluk, bir korsanlık, bir insan kaldırma, bir insan kaçırma vakası yaşanmıştır. Beyaz perdede ya da televizyonlarda izlediğimiz Karayip Korsanları filmi resmen ve alenen tüm dünyanın gözü önünde gerçekleşmiş, film seti Venezuela’nın başkenti Karakas’ta kurulmuştur."
"Maduro'ya karşı yapılan saldırıyı lanetliyorum"
"Öncelikle seçimle göreve gelmiş, egemen eşitliği uluslararası camiada hukuken tescillenmiş Venezuela’nın Devlet Başkanı Maduro’ya karşı yapılan gayri meşru ve hukuk dışı saldırıyı nefretle, şiddetle ve her yönüyle sadece kınamıyor, hepten lanetliyorum.
Muhatap Venezuela halkıdır, sorumluluk Venezuela halkınındır; seçimle gelenin seçimle gitmesi, suç işleyenin, suçu olanın kendi ülkesindeki mahkemeler önünde hesap vermesi bir demokrasi ve hukuk normudur. En azından genel geçer kabul ve kuralın meşruiyet temeli bu olmalıdır. Venezuela örneği ne ilktir, ne de son olacaktır. Ancak bir devlet başkanının ülkesinin başkentinde, istihbarat sızmasıyla başlayan kombine bir saldırı planlamasıyla, gece yarısı yatağından eşiyle birlikte güç kullanılarak sürüklene sürüklene alınması ilk kez vuku bulmuştur. Bu olacak şey değildir. Bu sineye çekilecek bir durum değildir. Dijital çağın yeni sürüm eşkıyalık taktiğiyle insan kaçırılmış, uluslararası literatürdeki tarifiyle, “zorla lider transferi” yapılmıştır. Tarihte barbar kavimler Roma’yı nasıl istila etmişse, aynısı 2 Ocağı 3 Ocağa bağlayan gece yarısı Karakas’ta sahnelenmiştir.
Bu müfrit ve mütehakkim tablonun ülkemizde yaşanan 15 Temmuz ihanetiyle benzerliği de dikkat çekicidir. 3 Ocak 2026 tarihinin akşam saatlerinde bir televizyon kanalına gönderdiğim mesajda vurguladığım üzere, ABD’nin Venezuela’da yapmış olduğu askeri müdahale ile Devlet Başkanı Maduro’yu iktidardan haksız ve hukuksuz şekilde uzaklaştırma girişimi bilinen ve tanıdık bir komplodur."
"Trump’ın sağduyusu, akli ve ahlaki melekeleri buharlaşmıştır"
"Venezuela meselesi dünyanın üzerine eski bir harabe gibi çökmüş, depremden sonra yıkılan çok katlı binalar gibi yıkılmıştır. Trump’ın yeni hedefleri; Meksika, Kolombiya, Panama, Küba, Kanada ve Gröland’dır. Tezahür eden akıl ve izan tutulmasının, tekmil halindeki egemenlik ve hukuk yarılmalarının dünyayı kademe kademe felakete taşıdığını fark ve idrak etmemek için yalnızca üç maymunu oynamak yeterlidir.
Konu ne narko-terör konusu ne de otoriterleşen devlet veya yöneticiler konusudur. Bunun çok daha derininde, çok daha ötesinde hakimiyet ve paylaşım şiddetindeki basınç yüksekliğinin muhtelif coğrafyalarda öbek öbek patlamaya geçme halidir. Trump’ın sağduyusu, akli ve ahlaki melekeleri buharlaşmıştır.
ABD Başkanı’nın “Venezuela’yı biz yöneteceğiz” demesi, enerji kaynaklarına çökme mesajı yenilenmiş sömürgeciliğin, yeni baştan kurgulanan emperyalist yayılmacılığın dekoratif karanlık yüzünü deşifre etmiştir. ABD’nin asıl hedefi enerji akışının kontrolü, altın başta olmak üzere değerli maden ve mineral ticaretine hükmetme; açılan siyasi, askeri ve ekonomik cephelerle bir ülkenin neyi ver neyi yoksa aşırma ve el koymadır. Esasen tüm dünya yakın tehdit markajındadır."
"Şimdi anlaşıldı mı, 'Terörsüz Türkiye' hedefindeki ısrar ve irademiz"
"Venezuela örneği bize aynı zamanda iç cephenin hayatiyeti ve müessiriyeti hakkında ibretlik ipuçları da vermiştir.
Direk teslimiyet olmadan, devlet ricalinde, askeri ve güvenlik bürokrasisinde, siyasi ve stratejik makamlarda devşirilmiş insanlar bulunmadan, bir ülkenin devlet başkanını eşiyle birlikte gece yarısı yatağından almak hiç kimsenin, hiçbir muhasım gücün yapabileceği bir şey değildir. Şimdi anlaşıldı mı, iç cephemizi tahkim etmedeki samimi gayret ve gayemiz. Şimdi anlaşıldı mı, “Terörsüz Türkiye” hedefindeki ısrar ve irademiz. Şimdi anlaşıldı mı, milli birlik, kardeşlik ve dayanışma azmimizi savunmadaki tavizsiz karar ve kararlılığımız. Şimdi anlaşıldı mı, Türk’ü sevmeyen Kürt, Kürt’ü sevmeyen de Türk olmaz söz ve beyanımızdaki sahicilik ve sağlamlık.
Dünya çok cepheli, çok aktörlü, çok bilinmeyenli, çok tehlikeli bir krizdedir. Birleşmiş Milletler Teşkilatı artık inandırıcılık kalitesini, ikna kabiliyetini, bağlayıcı karakterini kaybetmiştir. İnsan hakları zulmün değirmeninde öğütülmüş, demokrasi ve özgürlükler emperyalizmin marangozhanesinde hızara verilmiştir. Uluslararası hukuk bekletildiği askıdan paldır küldür asılma ve can verme safhasına çekilmiştir. Dünya üzerinde devlet başkanı dokunulmazlığı tartışmaya açılmıştır. Sandıkla gelmek, sandıkla gitmek, demokrasi ezberlerinin ardına saklanmak sadece mevzi mücadelelerin aparatına dönüşmüş, bunun da ötesinde göz boyayan, rejim ve sistemleri bir noktada ıslah ve terbiye etmek için tertip edilen orta oyunu hüviyetine bürünmüştür. Küresel denge kaybolmuştur.
Jeopolitik depremler, ticaret savaşları, ekonomik operasyonlar, siyasi hesaplaşmalar, diplomatik kutuplaşmalar, asimetrik ve vekalet savaşları kıtaları vurmuş, ülkeleri karşı karşıya getirmiştir. Birinci ve İkinci Dünya Savaşları öncesinde biriken ve derinlere sirayet eden yüksek basıncın aynısı, belki daha fazlası şu an küresel arenada tedavül halindedir. Venezuela’ya yapılan hukuk ve meşruiyet dışı darbenin türev sonuçları mutlaka olacak ve doğacaktır. Vekâlet savaşlarından doğrudan güç kullanma dönemine geçilmiştir. İran diken üstündedir, sokaklar kaynamaktadır, halk gergin, her ihtimal gündemdedir.
Tayvan gerilimi artarak devam etmektedir, muhtemel çatışma, hatta savaşın karşılıklı yığınakları süratle yapılmaktadır.
Gazze’de süregelen soykırım; Somali, Yemen, Sudan, Etiyopya ve Kızıldeniz’i içine alan, Suudi Arabistan ile Birleşik Arap Emirlikleri’ni kamplaştıran egemenlik arayışları, Rusya ile Ukrayna arasında beşinci yılına giren savaş hali barış, huzur ve güvenlik arayışlarının duvara tosladığının en kısa göstergesinden başka bir şey değildir.
Maduro’yu suçlayan ABD yönetiminin, Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin hakkında yakalama kararı verdiği soykırımcı Netanyahu’nun sırtını sıvazlayıp pamuklara sarması utanç duyulacak bir ikiyüzlülük değil midir? Bu durum ahlaken ve hukuken çürüyen uluslararası sistemin irileşmiş bir safrası olarak değerlendirilmeyecek midir? Emperyalizm kudurma aşamasına kan içe içe geçmiştir. İştahları kabartan petrol her zillet ve rezaleti mubah hale getirmiştir. Tam bir teşhis ve tespit maharetiyle açıklarsak; kan kokusu almış bir köpek balığından daha tehlikelisi petrol kokusu almış Amerikan emperyalizmidir. Şunu açık yüreklilikle ifade etmeliyim ki, at hırsızlığıyla enerji ve değerli mineral hırsızlığı arasında içerik olarak hiçbir ayrım ve farklılık yoktur."
"Maduro ülkesine iade edilmelidir"
"Trump’ın 1823 tarihli Monroe Doktrinine dayanarak arka bahçesi olarak gördüğü coğrafi alanlarda stratejik, silahlı ve siyasi düzenlemeler yapması yasa dışıdır, ahlak dışıdır, insanlık değerlerine, ülkelerin egemenliklerine karşı yeni bir savaş pozisyonuna geçmenin ilanıdır. ABD Kongresi acilen devreye girmeli, Trump yönetiminin anayasaya ve uluslararası hukuka aykırı siyasi ve askeri tasarruflarını sona erdirecek kararları hızla ve sırasıyla almalıdır. Maduro ülkesine iade edilmelidir. Venezuela’nın kaderi bu ülkenin halkı tarafından tayin edilmelidir.
Hür dünya ABD dayatmasına karşı ayağa kalkmalıdır. Demokrasi ve hukuk şerefine herkes, hepimiz, tüm insanlık sahip çıkmalıdır. Aksi halde bugünün suskunluğu ve ürkekliği gelecekte korkunç hadiselerin mayasını çalacak ve kaldıracı olacaktır. Küba’dan Nikaragua’ya, Haiti’den Dominik’e, Guatemala’dan Şili’ye; Afganistan’dan Irak’a, Vietnam’dan Suriye’ye varıncaya kadar görülmedik, izlenmedik, işitilmedik, daha doğrusu oynanmadık kanlı oyun kalmamıştır.
Geldiğimiz bu aşamada evrensel adalet ilkelerini paylaşmak isterim: Onurlu yaşamak, başkasına zarar vermemek, herkese kendine ait olanı iade etmek. En yüksek strateji, araçların büyük amaçlara dikkatli şekilde uyarlanmasıdır.
Türkiye’miz bu yüksek stratejiyle güvenlik duvarlarını aşılmaz hale getirmelidir. Bir devlet için tehlike, elindeki araçlarla ulaşması gereken hedefler arasındaki mesafenin, devletin güvenliğini tehdit edecek kadar açıldığında ortaya çıkar.
ABD’nin, diğer mütehakkim ülkelerin vaki durumu aynısıyla budur. ABD’nin Venezuela darbesi bir zafer, harika bir iş, çok parlak bir müdahale falan değil, yavaş yavaş inişe geçen, çakılması mukadder olan bir devletin yıkımdan önceki son istasyonudur. Sultan Süleyman’a kalmayan bu dünya, emin olunuz hiç kimseye kalmayacak, hiçbir ülkenin pervasızlıklarına mahkum edilemeyecektir."
"SDG ve YPG'nin müzakere edilemez talepleri gündeme taşıması yanlıştır"
"Suriye’de geciken ve ertelenen entegrasyon sürecinin bir an evvel gerçekleşmesi, 27 Şubat İmralı çağrısına müzahir gelişmelerin ortaya çıkması lazımdır.SDG/YPG’nin müzakere edilemez talepleri gündeme taşıması akıllara evvela uzlaşmadan kaçmak için mazeret ürettiğini getirmektedir. Bu yanlıştır, istikrar ve huzur hedeflerini sekteye uğratmaktadır.
SDG/YPG Suriye’nin Kuzeydoğusunda geniş bir alanda fiili hakimiyet kurmuştur. Bu bölge yer altı ve yer üstü kaynakları bakımından son derece zengindir. SDG/YPG’nin İsrail’in dümen suyuna girmesi, bu Siyonist alçaklık tarafından Mazlum Abdi’nin PKK’nın kurucu önderliği yerine hazırlanıyor görüntüsü çözümsüzlüğü ve kaosu sertleştirecektir. Buna da hiç kimsenin hakkı yoktur. Ya mutabakatla ya da zorla Suriye’nin üniter yapısı, siyasi ve toprak bütünlüğü kategorik olarak tesis edilmeli, bilhassa Arap aşiretleri Şam yönetiminin önşartsız yanında durmalıdır. Suriye’de İsrail planları bozulacaktır.
Bu Siyonist şımarıklığın DEAŞ kartını masaya sürüp Türkiye üzerinde istihbarat operasyonları ve terörist faaliyetler yürütmesinin bedeli de çok ama çok ağır olacaktır.
Sormak lazımdır ki, Dünya Yahudileri İsrail’in soykırım siyasetini reddedip, on emirden birisi olan öldürmeyeceksin mesajını ne zaman dikte edeceklerdir? İsrail insanlık vicdanı karşısında ciddi bir meşruiyet kaybı yaşamaktadır."
"İsrail aşırılaşmış bir tehdittir"
"Netanyahu politikalarının ahlaki ve hukuki lekesi esasen bütün Yahudilere tesir etmiştir. Dünya Yahudiliğinin temsilcilerini bu lekeyi temizlemeye, İsrail vahşetini durdurmaya, Gazze halkının insani ihtiyaçlarını karşılamaya, mazlumların dokunulmaz hakları korumaya, bölgesel düzlemde barış ve istikrarı desteklemeye, bu kapsamda da inisiyatif almaya çağırıyorum.
Dünya Yahudi cemaatini devlet politikalarıyla dini kimliği birbirinden net biçimde ayırmaya, Netenyahu yönetiminin soykırım ve yayılmacılık siyasetini kolektif bir iradeyle reddetmeye, uluslararası hukuk ve insani değerler temelinde İsrail üzerinde ahlaki ve vicdani dengeleyici rol oynamaya davet ediyorum.
Yalova’da etkisiz hale getirilen DEAŞ’lı teröristlerin akıbeti herkese de ders ve ibret olsun. Son olarak, bu DEAŞ’lı teröristlerin Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olduklarının söylenmesi son derece rahatsız edici ve sorunlu bir açıklamadır.
Böylesi düşüncesiz ve her yöne çekilebilecek mahsurlu değerlendirmelerden özenle kaçınılmasını temenni ediyor, aziz şehitlerimizi rahmetle, minnetle ve saygıyla yad ediyorum."








Comments