Murat Ongun’dan mahkemeye “yalan makinesi” çağrısı
- Varol Report
- 2 gün önce
- 1 dakikada okunur

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik yürütülen ve kamuoyunda “İBB davası” olarak bilinen soruşturma kapsamında tutuklu bulunan Murat Ongun, yargılamaya ilişkin dikkat çekici bir talepte bulundu. Ongun, İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’ne sunduğu dilekçede, hem kendi ifadesinin hem de aleyhine beyanda bulunan tanıklar ile etkin pişmanlıktan yararlanan sanıkların yalan makinesi (poligraf) eşliğinde dinlenmesini istedi.
Dilekçesinde, iddianamenin büyük ölçüde tanık anlatımlarına ve etkin pişmanlık kapsamında verilen ifadelere dayandığını belirten Ongun, dosyada doğrudan, objektif ve teknik nitelikte somut delillerin bulunmadığını savundu. Ongun’a göre bu durum, yargılamanın sağlıklı ilerleyebilmesi açısından beyanların güvenilirliğini tartışmalı hale getiriyor.
Ongun’un savunmasında, aynı tanığın tek bir beyanının 54 ayrı eylem bakımından delil olarak kullanıldığı, ayrıca 40’tan fazla eylemde yaklaşık 30 tanığın ifadelerinin neredeyse birebir tekrarlandığına dikkat çekildi. Bu yöntemin, beyanların doğruluğunu ve iç tutarlılığını zedelediği ifade edildi.
Poligraf talebinin amacının, mutlak bir ispat aracı oluşturmak olmadığı vurgulanan dilekçede, bu yöntemin beyanların samimiyetini ve güvenilirliğini nesnel biçimde test etmeye yardımcı olabileceği belirtildi. Ongun, kendi ifadesinin yalan makinesi eşliğinde alınmasına gönüllü olduğunu açıkça ifade ederken, aynı uygulamanın aleyhine beyanda bulunan tanıklar ve etkin pişmanlıktan yararlanan sanıklar için de yapılmasını talep etti.
Savunmada ayrıca, dosyanın iddia makamı tarafından dahi “yüzyılın soruşturması” olarak tanımlandığı hatırlatılarak, bu denli kapsamlı ve kamuoyunun yakından izlediği bir davada şeffaflığın zorunlu olduğu kaydedildi. Ongun, poligraf talebinin herhangi bir kişi ya da kurumu hedef almadığını, yalnızca maddi gerçeğe ulaşma iradesinin bir göstergesi olduğunu dile getirdi.
Dilekçenin son bölümünde ise, “Beyanlarla kurulan dosya, beyanlarla mahkûm edemez” vurgusu yapılarak, ceza yargılamasında nesnel ve denetlenebilir yöntemlerin esas alınması gerektiği savunuldu.








Yorumlar