NATO Genel Sekreteri Rutte: "Ankara Zirvesi, Taahhütlerin Hayata Geçirildiği Zirve Olmalı"
- Varol Report
- 5 saat önce
- 2 dakikada okunur

NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, 7-8 Temmuz'da Ankara'da düzenlenecek NATO Zirvesi öncesinde Brüksel'deki NATO Karargahı'nda AA muhabirinin sorularını yanıtladı. Savunma sanayii üretiminin artırılması, Ukrayna'ya destek ve "NATO 3.0" kavramı üzerinde duran Rutte, en büyük tehdidin Rusya olmaya devam ettiğini vurguladı.
"Lahey'de Söz Verdik, Ankara'da Uygulayacağız"
Zirvenin temel önceliklerini anlatan Rutte, ilk soruya şu yanıtı verdi: "Ankara Zirvesi'ne gelecekte dönüp bakıldığında, insanların bunun verilen taahhütlerin hayata geçirildiği bir zirve olduğunu söylemesini umuyorum. Lahey'de sözleri verdik, Ankara Zirvesi de uygulama zirvesi olmalı."
Zirvenin üç temel başlığını savunma harcamaları, Ukrayna'ya destek ve "NATO 3.0"ın inşası olarak belirleyen Rutte, Avrupalılar ve Kanada'nın yalnızca 2 yıl içinde savunmaya 250 milyar dolara varan ek kaynak ayırmasını "gerçekten etkileyici" olarak nitelendirdi. Savunma sanayii üretiminin artırılmasının ise Ankara Zirvesi'nin en önemli gündem maddelerinden biri olacağını söyleyen Rutte, "Çünkü üretim ve teslimat süreleri hala çok uzun, üretim miktarımız ise ihtiyacın gerisinde kalıyor." dedi.
"NATO 3.0 Nedir?"
"NATO 3.0" kavramını açıklayan Rutte, bunun ABD'ye aşırı bağımlı "NATO 2.0"dan farklı bir yapıyı ifade ettiğini belirtti. "ABD, hem konvansiyonel askeri kapasitesiyle hem de nükleer caydırıcılığıyla Avrupa'daki varlığını sürdürecek. Ancak bundan sonraki süreçte Avrupa'nın daha fazla sorumluluk üstlendiği bir NATO göreceğiz." diyen Rutte, yakın gelecekte Avrupa ülkelerinin NATO'nun 3 Müşterek Kuvvet Komutanlığı'nın komutasını devralacağını da açıkladı. Avrupa ülkelerinin Ukrayna'ya sağlanan mali destek konusunda öncü rol üstleneceğini belirten Rutte, "Bu daha güçlü bir NATO içinde daha güçlü bir Avrupa anlamına geliyor." dedi.
"Beni Uykusuz Bırakan Rusya"
En büyük tehdidin ne olduğu sorusuna Rutte şöyle yanıt verdi: "Genelde uyumaya çalışıyorum ancak beni uyanık tutacak bir konu varsa o da Rusya'dır." Putin'in bu savaşta ayda 35 bin askerinin ölümünü ya da ağır yaralanmasını göze aldığını vurgulayan Rutte, Rusya'nın Kuzey Kore, İran ve Çin'le birlikte hareket ettiğini de hatırlattı. Çin'in 2030'a kadar 1000 nükleer savaş başlığına sahip olmasının beklendiğine dikkat çeken Rutte, "Bu dörtlü içinde uzun vadede karşı karşıya olduğumuz temel tehdit yine Rusya olmaya devam ediyor." dedi.
"Türkiye, NATO İçin Son Derece Önemli"
Türkiye'nin NATO'ya katkısını değerlendiren Rutte, ülkenin en güçlü ordulardan birine sahip olduğunu ve yaklaşık 3 bin şirketten oluşan güçlü savunma sanayii altyapısıyla İttifak için kritik önem taşıdığını vurguladı. "Türkiye'nin savunma sanayisi son derece güçlü. Bu nedenle NATO Zirvesi Savunma Sanayi Forumu'nu 7 Temmuz'da Ankara'da düzenleme konusunda son derece kararlıydık." diyen Rutte, ASELSAN'ı ziyaret ettiğini ve şirketin İttifak içindeki ortaklıklarından büyük etkilendiğini de paylaştı.
Türkiye'nin güvenlik kaygıları konusunda ise "NATO, 360 derecelik bir güvenlik perspektifiyle hareket ediyor. Terörizm de bu yaklaşımın önemli bir parçası. Türkiye'nin siyasi ve askeri liderliğinin bu konuda bize sağladığı değerlendirmeler ve bilgiler, İttifakın tamamının güvenliğinin korunması açısından kritik önem taşıyor." dedi.
AB Savunması ve Kapsayıcılık
AB'nin savunma alanındaki girişimlerini değerlendiren Rutte, Türkiye'nin dışlanması riskine ilişkin şu çerçeveyi çizdi: "NATO olarak sürekli vurguladığımız konu kapsayıcılık. California'dan Ankara'ya kadar uzanan ve aradaki tüm müttefikleri kapsayan bir ittifak inşa etmemiz gerekiyor." AB üyesi olmayan Norveç, İzlanda, İngiltere ve Türkiye'nin de bu yapının ayrılmaz parçası olduğunu belirten Rutte, görüşmelerin son derece yapıcı bir atmosferde yürütüldüğünü de ekledi.
Nükleer Caydırıcılık
Avrupa'da nükleer caydırıcılığı artırma girişimlerini memnuniyetle karşıladığını belirten Rutte, ABD, İngiltere ve Fransa'nın oluşturduğu tablonun caydırıcılık açısından yeterli güvenceyi sağladığını söyledi. Fransa'nın nükleer kapasitesinin yakın dönemdeki yaklaşım değişikliğini ise "Rusya açısından ilave bir ikilem ve stratejik caydırıcılık unsuru" olarak nitelendirdi.



Yorumlar