Siyaset, daha da sertleşiyor mu?
- Emin Varol

- 2 gün önce
- 4 dakikada okunur

CHP’nin etrafındaki çember daralıyor.
Bunun sinyalleri, geçtiğimiz haftaya sığdırıldı.
Artık hiçbir şey, 10 Şubat 2026 Salı gününden önceki gibi olmayacak. O nedenle geçtiğimiz haftayı iyi analiz etmek lazım.
Çünkü, geride bıraktığımız gerilimli haftada, siyasetin merkezi olan Meclis’te çok şey yaşandı.
Keçiören Belediye Başkanı Mesut Özarslan’ın “şaibeli” bir şekilde, CHP’den istifa etmesiyle haftaya başladık.
Transfer, gündeme oturdu.
İşin içine, Özel’le, Mesut Özarslan arasında “küfürleşme” iddiaları, “aileler”, “anneler” girdi.
Uzun süredir parti aradığını söylediği Özarslan’ın AKP tarafından “transfer” edildiği iddia edildi.
Keçiören Belediye Başkanı’nın çarşamba günü, törenle AKP’ye geçeceği haberi, Özgür Özel’i sinirlendirdi.
10 Şubat 2026 Salı Günü…
Bu transfer nedeniyle, AKP ile CHP arasındaki ipler iyice gerildi.
Saat 13.30’da yapılan CHP grubu olağanüstü kalabalıktı.
Gruba, Özarslan’ı CHP’den aday gösterilmesini isteyen Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’la birlikte Ankara’nın ilçe belediye başkanları ve Keçiören Belediyesinin CHP’li Meclis Üyeleri de katıldı.
Özel: Haysiyetsiz bir siyaset
Özgür Özel’in grup konuşması da her zamankinden daha sertti. AKP ve Erdoğan’a, “haysiyetsiz bir siyasetin içindesiniz” diye seslendi. Erdoğan’ı da “hadi bakalım Tayyip Bey. Yarın tak rozeti. Tak rozeti de göreyim” diye uyardı.
Konuşmasının sonunda da salondakileri ayağa kaldıran Özgür Özel, “bu işin artık sağcısı solcusu değil. Namuslusu, namussuzu var…” diyerek AKP’yi suçladı.
Erdoğan aynı gün, düğmeye bastı

Saat 24.00
Erdoğan ertesi gün, Keçiören Belediye Başkanı Mesut Özarslan’a AKP rozeti takamadı. Özarslan’ı, “Dondurucu”ya kaldırdı.
Ancak, Özel’in grup konuşmasından saatler sonra, gece yarısı ani bir kararla düğmeye bastı.
CHP Genel Başkanı’nın restini gördü ve uzun süredir değişiklik yapmak için beklettiği kabinede “mini” bir değişikliğe gitti.
En önemli iki bakanı, İçişleri ve Adalet Bakanlarını görevden aldı. Pardon, yeni jargonla bu iki bakan Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan “aflarını” istedi.
Eski Bakanlar, “Yerlikaya ve Tunç zaten alınacaklardı” diyerek, kabine değişikliğini “olağan” gibi göstermek yanlış. Belki alınacaklardı ama kapsamlı bir bakanlar kurulu değişikliği ile birlikte değişeceklerdi.
Erdoğan için, en çok başını ağrıtan ekonominin, hayat pahalılığının, enflasyonun, yoksulluğun dibe vurduğu bir ortamda, “başarısız bakan” bulmak çok zor değildi.
Amaç, insanların yaşam koşulları, işçi-emeklinin yoksulluğu olsaydı, faturanın ekonomi, çalışma ve sosyal, tarım orman bakanlarına çıkartılması gerekiyordu.
Bu acelenin nedeni neydi.
Neden öncelikle, “güvenlik-güç-kuvvet-şiddet-adalet” içeren kelimeleri çağrıştıran İçişleri ve Adalet bakanlıkları?
CHP’nin sertleşmesi üzerine, bakanlar kurulundaki değişikliği, iki Bakan ile sınırladı ve öne çekti.
Yargı ve güvenlikle ilgili iki Bakanın “gece yarısı operasyonu” ile değiştirilmesi, seçim sürecinde siyasetin daha da sertleşeceği anlamına mı geliyor?
Yargı ve kolluk kuvvetleri artık, muhalefete karşı hoşgörülü olmayacak, özellikle “İmamoğlu” mitinglerinde daha sert önlemler alacak mıydı?
İçişleri ve Adalet Bakanlıklarının seçimler öncesinde, “tahkim” edildiği iddia edildi.
CHP mitingleri de etkilenecek

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun göz altına alındığı 18 Mart 2025 yılının üzerinden bir yıl geçti.
Bu süreçte, 88 defa “Millet İradesine sahip çıkıyor” mitingi yapıldı. 89. miting ise yarın Muğla’da yapılacak. Muğla mitinginde içişleri bakanlığındaki değişikliğin etkisi izlenecek.
Polisin mitinge müdahale edip etmeyeceğini, neler yaşanacağını göreceğiz.
Yaklaşık bir yıl önce mitinglerin ilk günlerinde yaşanan kavga ve çatışma, yerini sükunete bırakmıştı. Uzun süreden bu yana polis müdahalesi yaşanmadı.
Aradan bir yıl geçmesine rağmen CHP mitingindeki kalabalıklar eksilmedi. Aksine artarak devam etti.
Bu mitinglerde Erdoğan’ı istifaya çağıran, hükümet aleyhinde atılan sloganlar, AKP’yi hep rahatsız etti.
Akın Gürlek için MHP ile pazarlık yapıldı mı?
İçişleri ve Adalet Bakanlıklarına yapılan atamaların, ittifak ortağı MHP ile çalışıldığı, hatta “pazarlık” konusu yapıldığı da kulislerde konuşuldu.
İstanbul Başsavcısı Akın Gürlek’in Adalet Bakanı yapılmasına karşı çıkan MHP’nin, İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi ile ikna edildiği iddiaları devam ediyor.
Yani iki bakanlık, MHP ile paylaşıldı.
Emniyet kemeri takmayan İçişleri Bakanı

İçişleri Bakanlığı’na getirilen eski Erzurum Valisi Mustafa Çiftçi, MHP’ye yakın bir isim.
Bakan olduktan sonra, MHP’nin kurucusu Alparslan Türkeş’e ait olan arabayla, Ferdi Tayfur'un “Hatıran Yeter” şarkısıyla, “emniyet kemeri” takmadan attığı şehir turu servis edildi.
Aynı, Devlet Bahçeli’nin hafta sonunda yaptığı gezintiler gibi…
Akın Gürlek’in Ankara günleri iyi başlamadı

Ankara basını Akın Gürlek’i hiç tanımadı.
O nedenle, yemin töreninin yapılacağı gün Meclis’te, yeni Adalet Bakanı Gürlek’i görmek için uzun süre bekledi.
Akın Gürlek, AKP grubuna girmedi.
Erdoğan da “sıradan bir olay” gibi, atamalardan, grup konuşmasının sonunda tek cümleyle söz etti. Eski Bakanlara, “teşekkür”, yenilere ise “başarılar” diledi.
Genel kuruldaki yemin töreninde ben olsam kürsüye önce İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’yi çağırırdım.
Akın Gürlek kadar tepki almazdı.
Yemin töreni gecikmeli başladı
Gong çalmadan önce başkanlık kürsüsünün arkasındaki odadan oturan iki bakan AKP’liler tarafından tebrik edildi.
AKP’li Mustafa Varank ile Osman Gökçek odadan çıkarken, CHP Grup Başkanvekilleri Murat Emir ile Ali Mahir Başarır odaya girdi.
İddiaya göre; Emir ve Başarır, yeni Adalet Bakanı Akın Gürlek’in elini sıkarak, kutlamışlardı.
İddialar böyle. Biz gözlerimizle görmedik.
Böyle bir şey yaptılarsa, daha sonra yaşananları nereye koyacağız? Sağlıklı bir şekilde yemin etmelerine neden izin vermediler?
Bu atamayla, sadece İstanbul’dan sorumlu olan Akın Gürlek Adalet Bakanı olarak artık HSK’nın da Başkanı. Dolayısı ile tüm yargıya hakim bir isim oldu.
Bu atama, CHP davasının, “endişeli” bir hale geldiğinden tutun da Özgür Özel, Özgür Karabat, Ali Mahir Başarır ve Veli Ağbaba’nın dokunulmazlıklarının kaldırılmasına kadar uzayabilir.
İlçe mitingleri, bölge mitinglerine dönüşüyor
Tarih 11 Şubat 2026 Çarşamba
Atamalardan bir gün sonra CHP yeni bir evreye geçti.
Özel, “Millet İradesine Sahip Çıkıyor” mitinglerinde, 2. aşamaya geçileceğini, daha çok ilçenin katılacağı bölge mitinglerine geçileceğini duyurdu.
İmamoğlu’nun cezaevine girişinin birinci yıldönümü olan 18 Mart’a kadar 3 hafta süreyle “bölge mitingleri” yapılacak.
Buna göre İstanbul’un 3 seçim çevresinde, 3 ayrı bölgede “kalabalık mitingler” düzenleyecek. Bölge mitinglerinin ilki, 3. seçim çevresindeki tüm ilçelerin katılımıyla Silivri’de yapılacak.
18-19 Mart’ta en uzun gece mitingi

Ardından İmamoğlu’nun gözaltına alındığı günün yıldönümünde; 18 Mart’ta başlayıp, diplomasının iptal edildiği 19 Mart’a kadar sürecek bir gece mitingi yapılacak.
O gece sahneye, “Yiğidim Aslanım” şarkısının sahibi Zülfü Livaneli çıkacak. Ayrıca “Kurtuluş Yok Tek Başına” isimli şarkıyı da sanatçı İlkay Akkaya söyleyecek.
Özgür Özel, İmamoğlu’nun cezaevine girişinin birinci yıldönümü olan 18 Mart’ta yapılacak gece mitingine Boğaziçi, ODTÜ ve İTÜ öğrencilerini de davet etti.
Bir yıl önce 18 Mart tarihinde başlayan Saraçhane mitingi, İTÜ öğrencilerinin sürpriz katılımı ile coşkulu bir şekilde başlamıştı.
Özetle:
AKP ile CHP arasındaki restleşme, sertleşmeye dönüyor.
Artık geri dönülemez bir yola girildi.
Çünkü, “Özgür” diyerek ilk adıyla seslendiği CHP Genel Başkanı’na Erdoğan, bakın nasıl seslendi:
“Engelleyemeyeceksin durduramayacaksınız. Bu gidişi durdurmaya sizin ne eliniz ne gücünüz yetmez Özgür…”
Hakkımızda hayırlı olur inşallah.








Yorumlar