Yunanistan’da Türk mülklerine el koyma hazırlığı
- Varol Report
- 2 saat önce
- 3 dakikada okunur

Yunanistan, sınır bölgelerinde bulunan Türk vatandaşlarına ve Türkiye bağlantılı şirketlere ait taşınmazlara yönelik kapsamlı ve sert bir hukuki düzenleme hazırlığına girdi. Atina yönetimi, söz konusu adımları “ulusal güvenlik” gerekçesiyle savunurken, yeni düzenlemenin mülk edinmeden el koymaya, yargı yollarının daraltılmasından istihbarat denetimlerinin genişletilmesine kadar uzanan sonuçlar doğurabileceği değerlendiriliyor. Özellikle Batı Trakya’daki Türk azınlığın miras ve vakıf mallarının da bu süreçten doğrudan etkilenebileceği vurgulanıyor.
Son yıllarda Türk iş insanlarının Batı Trakya ile Ege adalarında yoğun biçimde gayrimenkul yatırımı yapması, Yunanistan’da siyasi ve bürokratik çevrelerde ciddi bir rahatsızlık yarattı. Türkiye’ye coğrafi olarak yakın bölgelerde mülk satışlarının artması, Atina’da “demografik yapı” ve “sınır güvenliği” başlıkları altında yeniden tartışmaya açıldı. Bu gelişmeler üzerine, halihazırda yürürlükte olan sınırlamaların daha da genişletilmesi masaya yatırıldı.
Dendias: "Yasal çerçeve sıkılaştırılıyor"
Nikos Dendias, Yunanistan Parlamentosu’nda savunma politikalarına ilişkin soruları yanıtlarken, özellikle Batı Trakya ve Ege adaları gibi stratejik bölgelerde yabancıların mülk edinmesine yönelik daha katı bir yasal çerçeve hazırladıklarını açıkladı. Dendias, sınır güvenliği ve toprak bütünlüğü vurgusunu öne çıkararak mevcut mevzuatın yetersiz kaldığını savundu.
Bu açıklamalar, Meriç (Evros) bölgesinden milletvekili Paris Papadakis’in, bölgede “kontrolsüz ve yoğun” mülk satışları yapıldığına ilişkin verileri gündeme taşımasının ardından geldi. Papadakis’in yargıya ve parlamentoya sunmayı planladığı iddialar üzerine konuşan Dendias, “Yasak kapsamına girecek bölgelerin genişletilmesi ve yasal çerçevenin daha katı hale getirilmesi için yeni bir düzenleme üzerinde çalışıyoruz” ifadelerini kullandı.
Hangi bölgeler kapsama giriyor?
Mevcut Yunan mevzuatına göre, Avrupa Birliği dışı ülke vatandaşlarının sınır bölgelerinde mülk edinmesi veya kiralama yapması “ulusal güvenlik” gerekçesiyle zaten kısıtlanmış durumda.
Bu kapsamda Bodrum’a komşu İstanköy (Kos), Kilimli (Kalimnos), Leros, Sömbeki (Simi), Rodos ve Patmos gibi adalar ile Meriç, Rodop, İskeçe (Ksanthi), Midilli (Lesvos), Sakız (Hios), Sisam (Samos), Florina ve Teselya’nın bazı bölümleri “sınır bölgesi” statüsünde bulunuyor.
Hükümetin hazırladığı yeni düzenleme ile bu listeye Cumhurbaşkanlığı kararnamesi benzeri idari işlemlerle yeni yerleşimlerin eklenmesi planlanıyor. Böylece yasaklı alanların coğrafi kapsamının ciddi biçimde genişletilmesi hedefleniyor.
Satışlara istihbarat süzgeci
Hâlihazırda bu bölgelerde mülk edinmek isteyen AB dışı ülke vatandaşları için son derece katı bir izin süreci uygulanıyor. Başvurular; Milli Savunma Bakanlığı, Yunan Polisi EL.AS, Ulusal İstihbarat Teşkilatı EYP ve kara para ile mücadele birimlerinden temsilcilerin yer aldığı özel bir komisyon tarafından inceleniyor. Güvenlik açısından en küçük bir risk değerlendirmesi dahi başvurunun reddedilmesi için yeterli görülüyor.
Yeni düzenleme ile birlikte “istisnai izin” süreçlerinin neredeyse tamamen ortadan kaldırılması ve şirketler üzerinden yapılan dolaylı alımların engellenmesi hedefleniyor. Özellikle Batı Trakya’daki mülkiyet hareketlerinin devlet tarafından çok daha yakından izleneceği belirtiliyor.
Vekalet ve ortaklık yoluyla alımlara son
Hazırlanan taslağın en dikkat çekici yönlerinden biri, “dolaylı mülkiyet” kavramının hedef alınması. Mevcut sistemde yabancıların Yunan vatandaşlarıyla ortaklık kurarak veya güvene dayalı vekaletnamelerle fiili mülk kontrolü sağlamasının önüne geçilmesi amaçlanıyor. Taslakta, mülkün “nihai faydalanıcısının” tespit edilmesi zorunlu hale gelirken, yüzde 1 bile yabancı sermaye payı bulunan şirketlerin istihbarat denetimine tabi tutulması öngörülüyor.
El koyma ve ağır yaptırımlar gündemde
Yeni düzenleme yalnızca satışları sınırlamakla kalmıyor, cezai yaptırımları da ağırlaştırıyor. Yasaklı bölgelerde yapılan satışların “yok hükmünde” sayılması ve söz konusu taşınmazların devlet tarafından müsadere edilmesi ihtimali açık biçimde tartışılıyor. Ayrıca bu işlemlere aracılık eden noter ve avukatlar için de ağır para cezaları ve mesleki yaptırımlar gündemde.
Özellikle Meriç ve Batı Trakya’daki geniş tarım arazilerinin toplu biçimde satın alınması, “gıda güvenliği” ve “demografik denge” gerekçeleriyle ulusal tehdit kategorisine alınabilir. Bu durumda, sadece yabancılara değil, belirli büyüklüğün üzerindeki arazi satışlarına da genel bir denetim mekanizması getirilmesi planlanıyor.
Türk azınlık için hukuki belirsizlik
Taslağın en kritik başlıklarından biri ise yargı yolu. Yeni düzenlemede, “ulusal güvenlik” gerekçesiyle verilen ret kararlarında devletin istihbari bilgileri mahkemelerle paylaşma yükümlülüğünün sınırlandırılması gündemde. Bu durum, başvurusu reddedilen kişilerin fiilen dava açmasını neredeyse imkânsız hale getirebilir.
Bu çerçevede, Rodop ve İskeçe gibi Türk azınlığın yoğun yaşadığı bölgelerde miras yoluyla intikal eden taşınmazlar ile vakıf mallarının geleceği büyük bir soru işareti olarak öne çıkıyor. Düzenlemenin yasalaşması halinde, Batı Trakya’daki mülkiyet rejiminin köklü biçimde değişebileceği ve Türk azınlığın mülkiyet haklarının ciddi bir hukuki baskı altına girebileceği değerlendiriliyor.








Yorumlar