top of page

İBB Davasında ikinci gün

  • Varol Report
  • 10 Mar
  • 10 dakikada okunur

Silivri’de görülen 402 sanıklı İBB davasının ilk gününe, Ekrem İmamoğlu ile mahkeme başkanı arasındaki “söz hakkı” tartışması ve reddi hâkim taleplerinin reddi güne izini bıraktı. Duruşma bugün saat 10.00’da ikinci gün oturumuyla devam edecek.

Bugün duruşma öncesi salon önünde avukatların içeri alınmaması nedeniyle gerginlik çıktı.

 

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik soruşturma kapsamında hazırlanan yaklaşık 3 bin 900 sayfalık iddianameyle açılan ve aralarında Ekrem İmamoğlu’nun da bulunduğu 402 sanıklı davanın ilk celsesi 9 Mart Pazartesi günü Silivri’de başladı.

 

Bugünkü oturumda hem usule ilişkin tartışmaların sürmesi hem de tutuklu sanıkların savunmalarına geçilmesi bekleniyor.

 

Salonda ve cezaevi çevresinde yoğun güvenlik önlemleri alınırken, duruşmayı CHP yöneticileri, sanık yakınları, avukatlar, gazeteciler ve uluslararası gözlemciler de izledi.



Tuba Torun savunma yaptı, duruşma sona erdi.

 

Ersöz’ün ardından Ömer Süha Aldan ve Tuba Torun Erdoğdu savunma yaptı. Aykut Erdoğdu’nun hem eşi hem de avukatı olan Tuba Torun Erdoğdu, sürecin kendisi için de zor olduğunu, neredeyse her gün cezaevine gittiğini söyledi ve “Biz bu ülkede adaletin var olduğuna yürekten inanmak istiyoruz” dedi.

 

Torun, tutukluluk sürecinde anayasal ihlallere ilişkin emsal kararlara dikkati çekerek “105 tutuklu için 3 cümle gerekçe belirtilmiş. Gerekçeli karar hakkımız ihlal edilmiş durumda” dedi. Torun, bayramdan önce aileler olarak haksız şekilde tutuklananların tahliye edilmesini isteyerek “Bayramda ailemizle olmak istiyoruz. Müvekkilim için de beraat ve tahliyeyi talep ediyoruz” ifadelerini kullandı. Mahkeme heyeti, duruşmayı bitirdi, yarın saat 10.00’da dava devam edecek.

 


Hüseyin Ersöz, Erdoğdu adına savunma yaptı

 

Savunma listesi hakkında bir ara karar verilmesini talep eden avukat Ersöz, müvekkili hakkındaki suç isnatlarına ilişkin bir tanesinin ortadan kalktığını söyledi. Ersöz, rüşvet suçunun iddianmede rüşvete aracılık suçu olarak iddianamede değiştirildiğini belirtti. Ersöz, Erdoğdu’nun bir çanta içinde 1 milyon 200 bin dolar aldığını iddia eden Ertan Yıldız’ın beyanına itibar edilmemesi gerektiğini de belirtti.

 

Aykut Erdoğdu’nun tutuklanmasında itirafçı beyanına itibar edildiğini söyleyen avukat Ersöz, “AİHM yeterli değil’ diyor, heyet bunu göz önüne almalı” ifadelerini kullandı. Suç örgütü lideri olarak yargılanan Aziz İhsan Aktaş’ın ifadesinin, itirafçı Yıldız’ın beyanlarını yalanladığını hatırlatan Ersöz, “Ertan Yıldız’ın beyanlarına itibar edilemeyeceğini bir başka itirafçı Aziz İhsan Aktaş ortaya koymuştur” dedi.

 

Avukat Hüseyin Ersöz:

 

“Ertan Yıldız rüşvet iddiasında Mustafa Canlı’nın ismini veriyor. Biz bu kişiye soramayız çünkü kendisi COVID’den öldü. Doğrulanamayacak iddiaları dile getiriyor”

 


Aykut Erdoğdu savunmasını yaptı

 

Aykut Erdoğdu, İBB davasında ilk savunmasını yapan isim oldu. Erdoğdu, savunma hakkının engellediğini söyleyerek şunları ifade etti:

 

"Öncelikle şunu şöyleyeyim savunma hakkımız kısıtlandı. Bana bir iddianame verdiler. 4 bin sayfada kendi bölümümü okudum. Bir ayda haftada 2 saat bilgisayar hakkı verdiler bize. 10 aydır hengame içindeyiz. Bir geldim ilk sırada olduğumu öğrendim.

 

Savunma hakkımız kısıtlandı. Ben o hücrede 10 aydır tek başıma, çıktığımda çoraplarıma kadar aranıyorum.

 

İddianamede Ertan Yıldız’ın ifadesi, 2 Serkan Aydın ifadesi, 3 baz kayıtları, 4 bir banka dekontu. Bu 4 delille iddianame hazırlanmış. İçeride bir şahıs hapisten çıkmak istiyor, defalarca ifade veriyor, en sonunda çıkıyor. Sizce bu şahıs hapisten çıkmak için mi bu ifadeyi vermiştir yoksa?

 

Bütün söylediklerimi kendimi ve milletimi savunmak için yapacağım.

 

Olmayan bir olaya cevap vereyim önce, ondan sonra milletvekili tutuklandı.

 

Bu delillerle biri tutuklanır mı? Ben tutuklandım ve 10 aydır hücredeyim.

 

Bana diyorsunuz ki 24 yaşında Afrikalı bir futbolcusun. 24 yaşında değilim, Afrikalı değilim, futbolcu değilim. Ben bunu nasıl yalanlayayım, nasıl cevap vereyim?

 

HTS kayıtlarında 300 metre yaklaşmışız birbirimize, parayı o mesafeden nasıl alayım? Ben almadığım parayı nasıl teslim edeyim?

 

Ben hüküm giydim, ben cezamı çektim. Üstelik bir hücredeyim, tek başımayım.

 

Şüphenin başlangıcı olur mu, olur mu böyle bir şey ya?

 

6 sene önceki bir olay. O dönem genel başkan yardımcısıyım. Biri geliyor, diyor ki hayırlı bir iş yapacağız, atık tesisi için bir teknoloji bulduk. Ya acaba doğru mu diyorsunuz, sunum istiyorsunuz. Bir anlatıyor, korkunç bir kamu yararı var. Bunu kollukta da anlattım olduğu gibi.

 

10 aydır hapisteyim. Bütün şahsiyetim, kimliğim zedelendi.

 

Ben AKP milletvekili olsaydım bu iddialarla tutuklanır mıydım? Size soruyorum.

 

 

"O kelepçeyi taktırmayacağım”

 

"Herkes diyor ki hayır. Demek ki kanun önünde eşitlik yok.

 

İmamoğlu cumhurbaşkanı adayı olmasaydı biz buraya gelir miydik? Hayır tabii ki.

 

Bu dava 1960-1980 darbesi davasından çok daha önemli bir dava.

Eşitlik yoksa adalet var mı? Adalet yoksa hukuk var mı?

 

Bir milletin iradesine diyorsunuz ki sen Ekrem İmamoğlu’nu seçemezsin.

 

10 ayrı tutukluluk incelemesi geçirdim. Sonra siz geldiniz, büyük umut. Sizden tensip zaptınızı bekliyoruz.

 

Şimdi eşim duymasın ama bir sürü hastalığım var. Doktora gitmedim, biliyor musunuz? O kelepçeyi taktırmayacağım. Ölürüz, ne olacak."

 

Erdoğdu, “kanun önünde eşitsizlik” vurgusu yaptı. AKP'liler hakkındaki davaların ve dosyaların kapatıldığını iddia ederek “Biz sizden neyi bekliyoruz? Adalet! Bütün kavramların içini boşalttınız. CHP’lileri getirin, AK Partililer’in davaları dosyaları kapatılsın. Ben bi meczubun ifadesi değiştirdi diye 10 ay hapis yatayım” dedi.

 

Erdoğdu, kendisine yöneltilen suçlamaları reddederek, “Adam kurtulmak için birinin adını veriyor. O çıkıyor ben giriyorum. Birinci delil etkin pişmanlık. İkincisi banka dekontu, üçüncüsü telefon baz kaydı. Telefon kaydı çıkan otel her zaman gittiğim, kurultaylarımızın yapıldığı yer. Bir diğeri İBB Fatih’teki binası. Yahu ben İstanbul vekiliyim. Bu delillerle biri tutuklanır mı ya? Ben tutuklandım. Bana diyorsunuz ki bu konuda ne diyorsun? Vallahi yalan. Ben para falan taşımadım” diye konuştu.

 

Erdoğdu savunmasını tutuklu şoförlerin durumuna dikkat çekerek bitirdi. Erdoğdu, “İlk talebim şoförler var. Benden önce onları düşünün. Ben cezamı çektim. Yine çekerim ben milletvekiliyim. Sizden ricam burada kaçacak hiç kimse yok. Bir karara değil kadere imza atacaksınız” dedi.

 

Erdoğdu, itirafçı Ertan Yıldız’ın ifadesine ilişkin “Hapisten çıkmak isteyen kişi 12 bölümlük dizi yazar. Ben salak mıyım elimde bavulla belediye gelip para vereceğim” değerlendirmesini yaptı

 

Gazeteci Hilmi Hacaloğlu, mahkeme başkanı ve Erdoğdu arasında geçen bir diyaloğu da şöyle aktardı:

 

"Hakim: Serkan Aydın'ı tanıyor musunuz?

 

Erdoğdu: Ucuz bir otelin sahibiydi. Gidiyorduk o otele

 

Hakim: Aranızda husumet var mı?

 

Erdoğdu: Yok.

 

Hakim: İBB kreşine bağış yapmamı istedi. Ben de para verdim, diyor. O günlerde para çıkışı olmuş. Niye böyle beyan vermiş?

 

Erdoğdu: Kanser hastası. Bir şey diyemem. O günler yaklaşmadık birbirimize. 1 milyon 250 bin dolar nasıl alınabilir?

 

Hakim: Var mı başka diyeceğiniz?

 

Erdoğdu: Allah yardımcınız olsun"

 

Hakimin “Ertan Yıldız ile bir husumetiniz var?” sorusuna Aykut Erdoğdu’nun yanıtı:

 

“Birkaç patronun uçağına binmiş. Ben de başkana söyledim. Bu tip şeyler”

 


Mahkeme Başkanı karar için tarih verdi

 

Mahkeme Başkanı:

 

"Bu hafta dört gün planladım. Pazartesi Perşembe yapacağız. Zaman sınır belirlemedik. Ramazanla ilgili “erken bitirelim” diye düşündük. Birinci celseyi bitirme zamanı nisan sonu. Sadece tutuklu sanıkların savunmalarını bitirmeyi planlıyoruz. Bu arada bayrama kadar duruşma yapacağız, pazartesi, salı, çarşamba günü

 

Nisan başında ara değerlendirme yapılacak tutuklu sanıklar için tahliyelere ilişkin, nisan sonunda asıl değerlendirmeyi yapacağız ara kararı açıklayacağız"

 

İstanbul Baro Başkanı İbrahim Kaboğlu “Öneriler dinlenseydi 15 dakika içinde biterdi. Usule ilişkin 10 dakikalık önerileri alalım” dedi. Mahkeme başkanı Kaboğlu’nun önerisini reddetti. Mahkeme başkanı arife gününe kadar savunmaların süreceğini, nisan ayının sonunda ara karar verileceğini söyledi ve Aykut Erdoğdu’nun savunmasına geçildi

 


Duruşmada yapay zeka tartışması

 

Avukat Dizdar, taleplerini ilettikten sonra Brezilya Devlet Başkanı Lula da Silva’yı hatırlattı ve “Cumhurbaşkanı İmamoğlu olacak” dedi. Dizdar’ın iddianame ve kararların yapay zekayla yazıldığını söylemesinin ardından mahkeme başkanı yanıt verdi:

 

“Ben yapay zeka kullanmayı bile bilmiyorum”Mahkeme başkanıyla avukatlar arasında tartışma sürüyor. Avukat Ali Rıza Dizdar, “Aleyhte ve lehte deliller tartışılacak. Listenizi gördüm. Siz vareste talebinde bulunmanıza bile gerek yok dediniz. Tutuksuz sanıklar nisan ayının sonunda gelecek. Olmaz öyle şey. Tutuksuz sanık eğer itirafçıysa buraya gelmeli” dedi

 

Duruşma başladı. Salonda tansiyon yeniden yükseldi

 

Mahkeme başkanı savunmalarla duruşmanın başlayacağını söyledi. Ekrem İmamoğlu’nun avukatı Tora Pekin itiraz etti, avukat taleplerinin alınmasını istedi ve usule aykırı işlem yapıldığını belirtti. Mahkeme başkanı “12 yıldır ceza yargılaması yapıyorum, ilk kez böyle şeyler duyuyorum” dedi

 

Salonda tansiyon yeniden yükseldi. Avukatlar usule ilişkin talepte bulunmak için ısrar ediyor. Mahkeme başkanı, “Dün ısrarla usule ilişkin talepleri sordum. Israrla reddi hakim talebinde bulundunuz. Yetti artık kötü niyet bu” diye yanıt verdi.

 

Bir avukatın tensipt zaptının okunmasını istemesi üzerine mahkeme başkanı, "Neyin peşindesiniz Avukat Bey? Herkes okudu zaten. Avukat Bey söz hakkı vermeyeceğim lütfen yerinize oturun. Savunmasız duruşmayı yapmak ne demek ya uzatıyorsunuz. Ben sanığın savunmasıyla başlayacağım" dedi.

 

 

Duruşmaya ara verildi

 

Ekrem İmamoğlu'nun beyanının ardından mahkeme başkanı duruşmaya 13.30'a kadar ara verdi. Ara bittikten sonra savunmalar başladı

 

 

İmamoğlu ilk kez kürsüye çıkıp söz aldı

 

Ekrem İmamoğlu, iddianame özetinin okunmasının ardından sanık kürsüsüne çıktı. İmamoğlu, davanın başlangıcından bu yana ilk kez özgürce kürsüde konuştu.

 

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, duruşmada yargılamanın adil yürütülmesi çağrısı yaptı. İmamoğlu, süreci Yassıada’ya benzeterek “Burada da senli benli konuşmalar olmasın” dedi.

 

İmamoğlu, özetle şunları ifade etti:

 

“Bir iddia makamı var. Bana göre şaibelidir. Bana göre suçludur. 16 milyonun belediye başkanı burada Şu an karşınızda. Toplumunun takdirini almışken ben sizi dinlemiyorum demek meşruiyet sorunu yaratır”

 

“Ekrem İmamoğlu’nu dinlemek istemiyorum demek size sorun yaratır. Benim burada 15 dakikalık sunumum sizi rahatlatır. Ben müsaade ederseniz size nasıl buraya geldik anlatmak istiyorum. Benim avukatlarımın seslensin demesi budur. Yoksa cami içinde miting yapanlar gibi miting yapmayacağım. Talebimi aktaracağım.”

 

“Bu iddianamenin adı iftiranamedir. 15 yıllık belediyeciliklerinde ne yapmışlarsa İmamoğlu’na mal etmişlerdir. Ben 8-9 duruşmaya geldim. Her zaman geldim konuştum. Dün söz hakkı vermediniz. Ben belediye başkanıyım. Ben bir daha ki seçimlerde cumhurbaşkanı adayıyım”

 

"Lütfen burada bu yargılama sürecini bir düzene koyunuz. Ben en son sizi dinleyeceğim diyorsunuz. Ben en son konuşurum. Benim ailemle ilgili şahsımla ilgili mart ayından beri yapılan ahlaksız haberleri o alçak kurumların sayfalarında yayınlanıyor. Cevap vermemiz lazım. O yüzden sizin beni bırakın son ya da başta dinlemeyi arada bile dinlemeniz lazım."

 

“Ara verdikten sonra bu asker arkadaşlarımızı bırakın. Burada saygın bir şekilde duralım. Ben askerimizin bu durumda olmasını kabul edemiyorum. Etrafımız ateş topu yanıyoruz. Savaş tepemizde dönüyor. Bir ejderha var dünyanın her tarafına ateş topları sallıyor. Bir bakıyorsun Güney Amerika’da bir bakıyorsun Ortadoğu’da. Biz de onun kuyruğuna tutunuyoruz. Böyle liderlik anlayışı olmaz. Türkiye’nin tek liderlik anlayışı yurtta sulh cihanda sulh. Mahkemede de sulh.”

 

"1 yıldır 12 metrekarede tecrit altındayım. Bu kime yapılmış böyle? Müteahhitlik meraklısı başsavcı görünümlü siyasetçi duruşma salonu yapıyor. 1,5 senede bitmez o duruşma salonu"

 

Bu sürecin bütün olarak Ekrem İmamoğlu adına çoklu söz hakkı olduğunu düşünüyorum. Arkadaşlarımın vereceği savunmalardan sonra ya da itirafçıların ifadelerinden sonra Ekrem İmamoğlu’nun yorumuna ihtiyaç duyulacağını düşünüyorum. Ekrem İmamoğlu’nun bu tarihi yargılamada çoklu konuşmaya ihtiyacı vardır. Avukatlarımla bir diyalog köprüsünün iyi olacağını düşünüyorum”

 

Mübarek ramazan ayındayız. Füzeler gidip geliyor.

 

Sayın Erdoğan irtikap, rüşvet ve terörden yargılandı. Bir gün bile tutuklanmadı.

 

İmamoğlu'nu bir yıldır hapiste tutuyorsunuz.

 

Ben tecrit altındayım. Arkadaşlarıma bir yıl sonra ilk defa burada sarıldım.

 

Bu kime yapılmış bu ülkede?

 

Müteahhit olma meraklısı, başsavcı görünümlü siyasetçi yeni duruşma salonunu yapıyormuş.

 

Yassıada ile Silivri ile eşleştirmektir bu.

 

“El kol hareketiyle bana laf yetiştirmeye çalışan arkadaşı ben muhatap almam. Yassıada’da sen’li ben’li konuşmalar vardı. Burada da böyle olmasın. Benim de bir yanlışım varsa affola. Diyalog olmadan burası yönetilemez. Lütfen ama lütfen bu arkadaşlarımı evlerine yollayın. Ben burada sizinle bu süreci yönetmeye hazırım. Benimle bu şekilde bir süreç yönetin. Bu liste yanlıştır. Çoklu söz alma hakkımı yineliyorum."

 


İddianame özetinin okunması tamamlandı

İddianame özetinin okunması tamamlandı. 33 dakika sürdü.

 

 

Mahmut Tanal’dan iddianemin şemasına tepki

 

CHP Şanlıurfa Milletvekili Mahmut Tanal, iddianamedeki 'örgüt şemasının' İBB'nin düzeni olmasına dikkat çekti. Tanal, bu anlayışın esas alınması ile ilerdeki herhangi bir devlet kurumunun 'örgüt' olarak yorumlanabileceğini ifade etti:

 

"Duruşmada okunan iddianame özetinde en dikkat çekici nokta şuydu:

 

Belediyenin normal idari hiyerarşik yapısı, adeta bir “örgüt şeması” gibi anlatıldı.

 

Oysa bir belediyede başkan, başkan yardımcıları, daire başkanları ve bürokratlardan oluşan yapı kanunla kurulmuş yasal bir idari organizasyondur.

 

Yasal bir yönetim şemasını suç örgütü şeması gibi sunmak, hukuki bir tespit değil, algı yaratma çabasıdır.

 

Eğer bu anlayış kabul edilirse,

yarın herhangi bir bakanlığın teşkilat şeması da aynı şekilde “örgüt şeması” diye gösterilebilir.

 

Devlet kurumlarının kanunla belirlenmiş idari yapısı suç değildir.

Hukuk, yasal idari düzeni suç gibi göstermek için değil, gerçek suçları ortaya çıkarmak için vardır."

 


İddianame özeti okunuyor

 

Yoklamanın ardından iddianame özeti okunuyor...

 

CHP Şanlıurfa Milletvekili Mahmut Tanal, yoklamanın yapıldığı fakat kimlik tespiti yapılmadığını söyledi. Tanal, kanuni sıralamaya göre işlem yapılmadığını söyledi.

 

"Sanıkların yoklaması yapıldı ancak;

Kimlik tespiti yapılmadan;

Cumhuriyet savcısı İddianamenin özetini okuyor.

Kanuni sıralamaya göre işlemler yapılmıyor…"

 

  

İmamoğlu’na kürsü önlemi

 

Mahkeme heyeti, kürsünün önüne jandarma personeli koydu. İlk gün İmamoğlu'nun kürsüye doğru yürümesi nedeniyle bu önlemin alındığı düşünülüyor. Kendisini çembere almak ve diğer sanıklardan ayrı oturtmak isteyen jandarma personeline tepki gösteren İmamoğlu, "Ayaktayım" dedi. Bunun üzerine diğer sanıklar da ayağa kalktı

 

Ekrem İmamoğlu ile jandarma arasında kısa süreli bir gerginlik yaşandı. İlk gün yaşananların ardından, İmamoğlu’nun kürsüye yönelmesini engellemek amacıyla önüne sandalye konulduğu görüldü.

 

Tepki gösteren İmamoğlu, “Ağzımı bantla mı kapatacaksınız, kimin önünü kesiyorsunuz? Hakim gelecek, neden koyduğunu söyleyecek. Ayaktayım. Oturmuyorum” sözleriyle itiraz etti.

 

Bu sırada mahkeme başkanı salona geldi. İmamoğlu ile birlikte tutuklu sanıkların da ayakta beklediği görüldü. Salondaki tartışmanın, mahkeme heyetinin yerini almasının ardından da bir süre devam ettiği öğrenildi.




Sandalye kaldırıldı


Ekrem İmamoğlu, kürsüye yönelmemesi için önüne konan sandalyeye "Sayın avukatımla nasıl görüşeceğim ben söyler misiniz şu an önümde duvar var göremiyorum belki soru soracağım" dedi.

Mahkeme başkanı, Ekrem İmamoğlu’nun söz hakkı verilmeden kürsüye çıkmayacağını taahhüt etmesini istedi. İmamoğlu mahkeme başkanının isteğini kabul etti.

Bunun üzerine mahkeme başkanı jandarmaları yerinden kaldırdı, İmamoğlu'nun önündeki sandalye kaldırıldı, kriz çözüldü. Duruşma yoklamanın yapılmasıyla başladı. 



İmamoğlu’na Jandarma çemberi:

 

Hasan İmamoğlu sanık sandalyesinden kalktı. İmamoğlu’nun çıkarıldığı merdivene doğru gitti, selamladı. Ağlayarak oturdu.

 

İmamoğlu, kürsüye gitmesine engel olunması nedeniyle Mahkeme Başkanı ile tartıştı. İmamoğlu'nun etrafına dört jandarma personeli getirildi. İmamoğlu herkesi ayağa kaldırdı, tüm sanıkları.


 

İmamoğlu ve mahkeme başkanı arasındaki sert tartışma:

 

İmamoğlu: Usulsüzlük var.

Mahkeme başkanı: Nerede usulsüzlük var?

İmamoğlu: Ayağa kalkın kardeşim ya.

Mahkeme başkanı: Bu duruşmanın bir düzeni var, söz hakkı vereceğiz.

İmamoğlu: Söz hakkı vermediniz. Ben buradan kalkmam gereken zamanı da bilirim, siz söylemeyeceksiniz.

Mahkeme başkanı: Duruşma düzenini sağlamadan, sanıklar yerini almadan başlamıyorum.

İmamoğlu: Bu şekilde yapmanız yüz karasıdır, bu da alnınıza yapıştı.

Biz buraya gelip sakin sakin güne başlamak istedik. Buraya jandarma yığarak gerginlik yaratmaya çalışıyorsunuz. Kimden talimat alıyorsunuz?

Başkan: Biz kimseden talimat almıyoruz.

İmamoğlu: Benden korkmayın, ben seni korumaya geldim.

Mahkeme başkanı: Ekrem Bey, beni korumayın. Benim sizin korumanıza ihtiyacım yok.

İmamoğlu: Sizin yargılamaya niyetiniz yok.

Mahkeme başkanı: Biz sizin yüzünüzden dünden beri yargılamaya başlayamadık. Dün söz hakkı vermediğim hâlde ısrarla kürsüye geldiniz.

İmamoğlu: Ben belki avukatımın yanına geldim şu an.

Mahkeme başkanı: Burası sizin rahat rahat gezeceğiniz yer değil.

 

 

Murat Ongun’a Müdahale

 

Tutuksuz sanıkların duruşma salonuna alınması sürerken, salonda bugün de el sallama nedeniyle kısa süreli gerginlikler yaşandı. Avukat Mehmet Pehlivan’ın el salladığı sırada jandarma müdahale edilmesinin ardından Murat Ongun’un da müdahale dildi. Ongun'un elini indirmeye çalışan jandarma ile Ongun arasında kısa bir tartışma yaşandı.

 

 

Ekrem İmamoğlu da salona getirildi

 

İmamoğlu'nun avukatı Mehmet Pehlivan, meslektaşlarına selam vermek istedi fakat izin verilmedi.

İmamoğlu, seyircilere "Millete emanet" kitabını salladı. Seyirciler de Cumhurbaşkanı İmamoğlu sloganı attı.

Hasan İmamoğlu, sanık sandalyesinden ayağa kalkıp oğlu Ekrem İmamoğlu'na selam verdi.

 

Mahkeme heyeti bekleniyor.

 

 

Çalık ve Şahan geldi

 

Tutuklu bulunan Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan ve Beylikdüzü Belediye Başkanı Murat Çalık, duruşma salonuna getirildiler.

 

Kadriye Kasapoğlu, Murat Ongun, Ramazan Gülten, Mustafa Akın, Buğra Gökçe, Mehmet Pehlivan alona alkışlarla girdi ve diğer tutuklu sakınlar da duruşma salonuna getirilmeye başlandı.

 

Seyircilere selam vermek isteyen tutuklulara, jandarma engel olmaya çalıştı.

 

 

Avukat krizi büyüyor

 

Avukatların içeri alınmaması nedeniyle İstanbul Barosu Başkanı İbrahim Kaboğlu ve Türkiye Barolar Birliği Başkanı Erinç Sağkan, İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı'nın yanına gitti.

 

Duruşma salonuna kimse alınmadı. Salonu önünde, "Aç" sloganları atılıyor.

Sadece davada müvekkili olan avukatların içeri alınacağı öğrenildi.

 


İmamoğlu’nun babası da sanık olarak Silivri’de

 

78 yaşındaki Hasan İmamoğlu, tutuksuz sanık olarak Silivri'deki duruşma salonuna geldi. Selim İmamoğlu, dedesi Hasan İmamoğlu'nu adliye binası önünde karşıladı.

 

Selim İmamoğlu da tutuksuz sanık olarak yargılanıyor. Böylece Ekrem İmamoğlu, Selim İmamoğlu ve Hasan İmamoğlu, üç kuşak olarak hakim karşısına çıkacaklar.

 

 

Duruşma öncesi gerginlik


CHP Şanlıurfa Milletvekili Mahmut Tanal, avukatların duruşma salonuna alınmadığını söyledi. Tanal, duruşmaya sadece ismi yazılı olan avukatların alma talimatı nedeniyle tartışma çıktığını ifade etti:

 

"Silivri’de duruşma saat 10:00’da başlıyor. Ancak saat şu anda 9:30 avukatlari duruşma salonuna alınmıyor. Avukatlara duruşma salonuna listede adı yazılı olan avukatlari alacağız şeklinde talimatlar var. Adliye avukatların iş yeridir. Duruşmalar anayasa ve uluslararası sözleşmeleri hükümleri uyarınca alenidir. Halka açık olmayan tüm yargılamalar adil yargılama ilkesini ihlal eder. Vatandaşın ve herkesin gerçekleri öğrenme hakkı engellenmiş oluyor."

 


Yorumlar


Copyright©
bottom of page